Cezaevlerinde başlatılan açlık grevi ikinci ayını bitirmek üzere. Mahkûmların talepleri Kürtçe eğitim, Kürtçe savunma ve lider saydıkları adamın özgürlüğü. Bana kalırsa Kürtçe meselesi bu mevzunun kılıfı. Asıl amaçlanan apo nam teröristin özgürlüğü, grev yapanlar bilerek ya da bilmeyerek piyon rolü oynuyorlar bu oyunda.

Kürtçe eğitim ve savunma talepleri de var ki bunlar makul talepler. Neticede bir insan bir dilde konuşmak, bu dili öğrenmek ve kendini bununla ifade etmek istiyorsa buna kimse itiraz edemez. Fakat durum şu ki bu taleplerin yerine getirilebilmesi için zamana ihtiyaç var. Kürtçe savunma yapmak istiyorsun fakat çevirmene ihtiyacın var. Kimse senin ifadeni aynı şekilde hâkime çeviremez; dolayısı ile Kürtçe bilen hâkime ihtiyaç var. Bu da yetmez Kürtçe eğitim veren fakülteler, okullar açılmalı ve mezun vermeye başlamalı. Bu da yetmez anayasa ve kanunlar da Kürtçeye çevrilmeli ve anayasaya Kürtçe de resmi dil olarak girmeli. Bunların hepsinin olması da bir anda olacak bir iş değil. Uzun ve sabırlı bir süreç istiyor. Benim kafama takılan soru şu: Bunların hepsinin gerçekleştiğini düşünelim. Doğu’da terör bitecek mi? Bütün sorunlar böylece nihayet bulacak mı? Mantıklı gelmiyor.

Türkiye’nin doğusundaki esas problem yoksulluk. Son otuz yıldır terör yüzünden hiçbir yatırım alamayan doğu illerinde yüksek bir işsizlik oranı var. Terör olduğu için, can güvenliği olmadığı için buralara yatırım gitmiyor. Yatırım gitmediği için maddi imkânsızlıklar ve işsizlik yüksek oranlara ulaşıyor. Gidin bakın kahvehaneler işsizlerle dolu. İnsanlar aç ve yoksul. Eğitimsizlik de ayrı bir konu, her ailenin bilinçsiz bir şekilde dünyaya getirdikleri beşer onar çocuğu var ve bu çocuklar da bu işsizler ve açlar ordusuna katılıyorlar zamanla. Aç insan suça da çok açık olur. Hırsızlığın, kaçakçılığın, cinayetlerin yaygınlaşmasının yanı sıra terör sorununun da birincil kaynağı bu açlıktır. Bir kısır döngü var. Can güvenliği olmadığı için kimse buraya yatırım yapamıyor, yatırım yapılmadığı için insanlar suça iteleniyor ve suça itilen bu insanlar ortada can güvenliği bırakmıyorlar. Son otuz yılda dünyadaki iş ve ticaret hacmi giderek artarken bu ülkenin doğusuna bu pastadan sadece Amerikan silah sanayisinin ürettiği silahlar düşüyor ve böylelikle bahsettiğim bu fasit daire giderek büyüyor.

Bu durumun suçlusunu, sorumlusunu aramak için artık çok geç fakat yapıcı adımlar atmak için henüz bir miktar vakit olabilir. Terörün çözümü için birinci adım silahların susmasıdır. Silahlar susarsa eğer; buraya okul gider, eğitim gider, yatırım gider, fabrika gider, turist gider. Tarım ve hayvancılığın hacmi artar, madenler çıkarılır ve bölgede refah seviyesi artar. Refah seviyesi yüksek toplumlarda suç oranı azalır, karnı doymuş olan kimse eline silah almaz, kitap alır. Eğitime, sanata ve spora yönelir. Ondan sonra da Kürtçe şiirler yazılsın, tiyatrolar gösterilsin, doğunun futbol takımları ile batıdakiler arasında tatlı bir rekabet olsun. Sonraki aşamalarda Kürtçe eğitim, Kürtçe savunma zaten kendi kendine gerçekleşecektir.