Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Kimi Sevsem Sensin

“sessizlikten uyanırsın bir gece vakti
   alışık olmadığın bir saat üç buçuk
     hiç üşümediğin bir rüzgar sokaklarda”

Ne vakit Harbiye’den geçsem, Divan Pastanesinden içeri şöyle bir bakardım. Attila İlhan’ın her gün gidip bu pastanede oturduğunu duymuştum. Aklımdan da aynı mısraları geçirirdim, ne vakit maçka’dan geçsem, limanda hep gemiler olurdu. Ne vakit harbiyeden geçsem, pastanede hiç Attila İlhan olmazdı. Hoş olsaydı ne yapardım bilemiyorum. Şiirlerini çok sevdiğim bir şairin kişiliğini seveceğimi tahmin etmiyorum zaten. Şiir başka bir düşünce boyutu insan için. Bazı şairler gibi yazdıkları anlaşılmaz, kendi kafasında oluşturduğu bir uzayı başkalarından bana ne tarzıyla saklı tutan bir şair değildi Attila İlhan. Her hangi bir şiiriyle kendimi özdeşleştirebiliyordum. Yağmur yağdığında “elimden tut yoksa düşeceğim” diyebiliyordum mesela. Sayende sayeban oldum İstanbul şehri diyordum caddelerinde dolaşırken şehrin. Onun kelimelerinin dünyasında kendime alanlar bulabiliyordum kısaca, fakat onun dünyası nasıldı bilmiyorum. Televizyonda program yaptığını, gazeteye yazdığını, deneme tarzı kitaplarının olduğunu da biliyordum ama beni ilgilendiren şiirleriydi. Bir mısra günlerce kafamda dönüp duruyordu. Gecenin karanlığında üç tenha köpek, bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha. Gecenin karanlığında Kasımpaşa’da ya da Üsküdar’da dolaşırken bir tenha köpek de ben oluyordum. Sirkeci Garı’nın yanından geçerken etrafa bakıyordum Emperyal Oteli’ni görmek için.

Kimi sevsem sensin kitabını aldım elime. “izmir cezaevi dokuz yüz kırk bir’de / kaşla göz arası liseden kovuldum.” Solcu eğilimleri yüzünden okuldan atmışlar vakti zamanında. Nazım Hikmet okuyormuş üstelik. Kitaptan biraz alıntı yapmak istedim ama karar veremedim bir türlü. “Yalnızlığı dene oldu olacak / nasıl yankılanır derinden derine / iyi midir kötü müdür çıkaramazsın.” ……….” aydınlık neyin oluyor senin / gökyüzü akraban filan mı / beni bulur bulmaz gözlerin / şimşek çakıyorum yalan mı.” Kitabın sonunda aslında Sisler Bulvarı’nda olan Emperyal Oteli şiiri de var fazladan. İş Kültür Yayınları’nın 2002’de basmış elimdeki kitabı. 124 sayfa.

“teşkilat-ı mahsusa’dan kolağası fikri bey tırnova
   tebriz’den getirmiş mutantan mahzunluğunu
     iki kadeh rakı arasında hain redifli gazeller”

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın