Euthyphron

Euthyphron için bir kitaptan ziyada minik bir risale diyebilirim. Bir mahkeme kapısında gerçekleşen ufak bir diyaloğu içeriyor. Platon birgün kolunda bir  ornitorenkle bara gitmiyor da hocası Sokrates kolunda bir dava dosyası ile mahkemeye gidiyor. Hadise kendisini dinsizlikle suçlayan bir adamın iddialarıdır. Sokrates de muhtemelen kendisini kendine göre dindar bulmaktadır. Bunu anlatmadan önce Sokrates’ten bahsetmek istiyorum. Kitabın-risalenin-metnin esas yazarı Platon (ya da Eflatun). Sokrates hakkında yazılan her şeyin kaynağı Platon. Böyle bir insanın yaşamamış, Platon tarafından uydurulmuş olduğu bile iddia edilebilir. Aslında Sokrates diye birisi yoktu, Platon’un fikirlerini anlatmak için uydurduğu bir karakterdi deseler inanırım… Metne dönmek gerekirse. Sokrates mahkemeye kendisini savunmak için gittiğinde bir ihbarda bulunmak üzere oralarda olan ahbabı Euthyphron’a rastlar. (Bu ismi kopyaladım her seferinde ctrl+v yapıyorum.EuthyphronEuthyphronEuthyphron). Bu Euthyphron denen aklıevvel mahkemeye gelmiş ki babasını şikayet etsin. Babası yanlarında çalışan bir köle ya da ırgatı öldüren başka bir ırgatı bağlayıp kuyuya sarkıtmış, ne yapması gerektiğini sormak için yöneticilere de ulak çıkarmıştır. Bu esnada katil ölünce buna sinirlenen Euthyphron hem namuslu bir vatandaş olarak vazifesini yapmak hem de dindar bir insan olarak tanrıları hoşnut etmek için mahkemeye koşmuştur. Mahkeme kapısında Sokrates Euthyphron ile koyu bir muhabbete başlar. Hal hatır faslından sonra Sokrates Euthyphron’a bu davranışıyla tanrıları hakikaten hoşnut edip etmeyeceğinden emin olup olmadığını sorar. Hatta bu sorularını sanki ondan ders alıyormuş, öğrenmek istiyormuş gibi sormaktadır ki adamı rencide etmesin. Sokrates’in tavırlarından mitlojik hikayelere, tanrıların aralarında kavgalar ediyor olduklarına ve hatta tanrılara inanmadığı anlaşılıyor. Belki de bizim gibi tek bir yaratıcıya inanıyordur fakat metnin içinde bu kadar detaylı bir bilgi yok. Sırada İon, Sokrates’in Savunması ve Alkibiades’ler kitapları var belki bu merakımı giderir bu kitapçıklar. Sokrates Euthyphron’a iyi ile kötünün nasıl ayrıldığını soruyor. Bir şey iyi olduğu için mi tanrılar onu seviyor yoksa tanrılar sevdiği için mi iyi? Tanrılar aralarında kavga edebildiklerine göre bazısının sevdiği bazısının da sevmediği şeyler muhakkak olacak, peki o zaman neyin iyi neyin kötü olduğuna nasıl karar verilebilir? O mahkemenin de konusu olan Sokrates’in dinsizliği: Tanrılar kavga ettiklerine göre kesin bir dindarlık tanımı yapmamız mümkün değil, bir tanrının sevdiğini yapmak insanı dindar yaparken diğerinin sevdiğini yapmamak dinsizlik oluyorsa herkes hem biraz dindar hem de biraz dinsiz oluyor. (Tanrılar çıldırmış olmalı). Buna şaşıran Euthyphron genelde dişe dokunur bir cevap veremiyor Sokrates’e. Bir ara tanrıların hepsinin sevdikleri şey dine uygundur ve hepsinin sevmedikleri şey aykırıdır diye bir fikir ortaya atıyor olsa da Sokrates hemen sorgulamaya başlıyor bu düşünceyi de. Bir şey tanrılar sevdiği için mi dine uygundur yoksa dine uygun olduğu için mi tanrılar seviyordur? Diyalog bir sonuca varmadan Euthyphron pes ederek ortamdan uzaklaşır.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.