Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Paşaların Kavgası

Öncelikle söylemeliyim ki bu kitabı tek başına okumak Kurtuluş Savaşı ve sonrası dönemle ilgili hadiselerle ilgili bilgilenmek için pek de yeterli değil. Tarihle ilgili okumaları tehlikeli yapan herkesin olayları kendi bakış açılarına göre anlatması. Şu bir gerçek ki tarihi galipler yazar. Bugün okuduğumuz her şey galiplerin bilmemizi istedikleri. Mustafa Kemal İstiklal Savaşı’nın ve dönemin siyasi ortamının galibi olduğu için dönemin tarihinin onun istediği bir şekilde yazılmış olması doğaldır. Fakat bu Kazım Karabekir’in her dediğini doğru da yapmaz. Okuyucunun hem Atatürk’ün Nutuk’unu,  Hem Karabekir Paşa’nın hatıralarını hem de dönemin toplantı tutanaklarını  okuyup kendi yorumunu kendisinin çıkarması gerekir.

Kitap İstiklal Savaşı sonrasında Mustafa Kemal’in kendisine muhalefet eden paşaları nasıl bertaraf ettiğini anlatıyor. Kazım Karabekir’in Atatürk’ün her şeye hakim olduğu bir ortamda anlatamadıklarını onun vefatından sonra hatıralar şeklinde yayınladığını biliyoruz. Bir nev’i o döneme, Nutuk’a ve Resmi Tarih’e cevap niteliğinde olan anı türünde eserler bunlar. Karabekir Paşa, Mustafa Kemal’i bir çok yönüyle eleştiriyor, bir çok ifadesini de yalanlıyor. İstiklal savaşı sonrası Mustafa Kemal’in her başarıyı kendine mal etmiş olmasına içerliyor, buna karşın kendisinin ve diğer arkadaşlarının da Mustafa Kemal kadar başarılarda pay sahibi olduğunu ve hatta bir çok siyasi hamlenin ve devrimin temelinde kendi fikirlerinin yattığını iddia ediyor.

Kazım Karabekir anılarını yazacak, kendini savunacak imkanı bulabilmiş ne güzel. Aynı şeyleri Enver Paşa’da yapabilseydi keşke demeden edemiyorum burada. Kitabın birkaç yerinde Enver Paşadan menfi olarak bahsediyor Karabekir. Enver Paşa anılarını yazabilseydi kim bilir ne şaşırtıcı şeyler öğrenecektik.

Kazım Karabekir’in hatıralarının bende bıraktığı intiba, savaşın ve savaş sonrası dönemin galibinin Mustafa Kemal değil de kendisi olması durumunda pek de farklı şeylerin olmayacağı yönünde. Kitap boyunca bütün inkılapları ve galibiyetleri kendine mal etmeye çalışmış paşa. Kendisine bazı haksızlıkların yapılmış olduğu muhakkak fakat paşanın da kendini beğenmiş halleri mevcut.

Kitaptan çıkardığım bazı notlar şöyle:

  • Kazım Karabekir İstiklal Savaşı’nın başlamasında en etkin isimlerden biridir. Ali Fuat Paşa’yı da Mustafa Kemal’i de kurtuluş mücadelesi konusunda ikna etmiştir. Mustafa Kemal birinci dünya savaşının sonunda İstanbul’da kalarak siyaseten mücadele etmeyi düşünürken onu Anadolu’ya gelmeye Kazım Karabekir ikna etmiş.
  • Kitaptaki bir ilginç iddia da şu: Mustafa Kemal Paşanın Anadolu’ya geçtikten sonra, Amasya’da, Ali Fuat Paşa, Rafet Paşa ve Rauf Bey’le birlikte üç gün, üç gece süren görüşmelerden sonra, vardıkları, gerekirse Bolşevik olmak kararının yayınlanmasını engelleyen, Karabekir Paşadır.
  • Erzurum Kongresinde Mustafa Kemal Paşayı Başkan seçtirmemek için yaratılan akımın karşısına çıkan ve onun Kongre Başkanı olmasını sağlayan, Karabekir Paşadır.
  • Mustafa Kemal Paşanın, İstanbul’a dönmesinin istenmesi üzerine Paşanın askerlikten istifa ettikten sonra, en yakın arkadaşları kendisini terk ederken ve bu saatlerde Karabekir’in gelip kendisini tutuklayabileceğini düşünürken; Ordusunun ileri gelenleriyle gelip önünde tekmil veren ve “Hepimiz, emrinizdeyiz Paşa Hazretleri” diyen, Karabekir Paşadır.
  • Kazım Karabekir’in bir diğer iddiası Mustafa Kemal’in kurtuluş mücadelesini savaş olmaksızın siyaseten sürdürme arzusunda olduğudur. Karabekir Paşa bunun mümkün olamayacağını, Yunan ordusu ortadan kalkmadıkça İtilaf devletlerinin müzakereye yanaşmayacağını en başta söylemiş.
  • Halk Fırkası kurulurken Mustafa Kemal partinin ismini Müdafaa-i Hukuk olarak düşünmüş, Karabekir Paşa İstiklâlimizi kurtardığımız bir nâmı, siyasî bir cemiyete vermek doğru olmaz diyerek buna karşı çıkmış.
  • Savaş sonrası Kazım Karabekir, Mustafa Kemal’in hilafet ve saltanatı kendisi için istemesinden uzun bir süre korkmuş. Bunu engellemek için Mustafa Kemal’i defalarca ikaz etmiş. Tam olarak ifade etmiş olmasa da Mustafa Kemal’in Balıkesir Hutbesi’nin hilafeti üzerine almaya yönelik adımlarından birisi olarak görüyor. Dinle siyaseti birbirine karıştırmamak gerekliliği üzerine de kendisini ikaz ediyor.
  • İkinci mecliste muhalefetin istenmemiş olduğunu ve meclisin buna göre oluşturulmuş olduğunu zaten biliyoruz. Karabekir bu konuda şöyle diyor: ikinci Millet Meclisi’ne girebilmek için, bilgi, emek ve seciyesiyle tanınmış olmaktan ziyade, sadakat ve yumuşak başlıkla tanınmış olmak ve türlü vasıtalarla Gazi’ye hulul edebilmek işe yaramıştı.
  • İkinci meclis seçilirken çok kimse küstürülmüş. Doğu vilayetlerinden Kürt önderler ilk mecliste varken ikinci mecliste bulunmuyormuş.
  • Yine Karabekir Paşa’ya göre Mustafa Kemal: “Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar! Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz! Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.” diyor.
  • Kurtuluş Savaşı’nın önemli isimleri Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele –ki bunlar daha sonra Atatürk’e suikast davasında yargılanacaklar- Cumhuriyetin ilan edileceğini ve Mustafa Kemal Paşa’nın siyasetten çekileceğini düşünüyorlar. Hatta Karabekir’e göre Mustafa Kemal bu konuda söz veriyor onlara, yerine geçecek ismi bile belirliyor: Fevzi Çakmak.
  • Bu yıllarda Kazım Karabekir hep bir “Tek adam” korkusu yaşıyor ve buna karşı neler yapabileceğini düşünüyor. İstibdat dönemine benzer uygulamaların varlığından yakınıyor, Atatürk’ü 2. Abdülhamid’e benzetiyor.
  • Açık görülen manzara şu idi: Mustafa Kemal Paşa ilk İstiklal Harbi arkadaşlarından kaçıyor İsmet Paşa da onu kaçırıyor, Fevzi Paşa da uysal ruhu ile bu yolculuğa katılıyor ve İstiklal Harbi’nin üç kurucusu gibi görünmesi de ayrıca ona bir haz verdiğinden, O da bizim uzaklaştırılmamıza ve küçültülmemize yalnız seyirci değil, bizzat amil de oluyordu.
  • Fevzi Paşa ile tekrar görüştüm: Erkan-i Harp zabitlerimizden ve tarihçilerimizden dahi hakikatleri gizlemek ve her şeyi Mustafa Kemal Paşa yaptı diye yayılan dalkavukluk yarışına, ordu kumandan ve erkan-ı harbiyyesini de iştirak ettirirlerse, neticenin pek vahim olacağına dikkatini çektim. Fevzi Paşa: “Tarihi hakikatler gizlenemez; nasıl olsa ortaya çıkar amma, şimdi sırası değil!”  diye uzun boylu mütalaa serd ettiler. Hülasası: Eğer İstiklal Harbinin bütün hakikatler, şimdi ortaya çıkarılırsa, Mustafa Kemal Paşa’nın nüfuzu kırılırmış. Halbuki ona, fikirlerini tatbik için kuvvet vermeli imişiz! Eğer fikirleri tatbik sahasında muvaffak olmazsa, bu muvaffakiyetsizliği yüklenmemeli imiş!…
  • Mustafa Kemal, Kazım Karabekir’e “Muntazam tuttuğunu işittiğim hatıratını vesikalarıyla birlikte getir de bir göreyim. Hiç bir tarafta herkes gibi benim İstiklal Harbi’nin banisi olduğumu ve Türk Milletini ölümden kurtararak ona İstiklalini bahşettiğimi söyleyeceğine, kendini de benim payeme çıkartacak propagandalar yaptırıyorsun! Bir millete ancak bir Gazi olur. Bu yürüyüşe ayak uydurmaya çalış. İstiklal Harbini, nasıl emirlerimle ba-şardıksa, bundan sonrası da ondan başka türlü olamaz! Ben, sana şerefli bir vazife düşünüyorum; İçerde Fethi Bey var, birlikte konuşalım.” Diyor.
  • Batılaşmak batılılaşmak adımlarımızı hemen yüz yıldır, halktan kaçmak ve onları kendi âlemlerinde bırakmak suretiyle heder ettiğimizi, bu gün de halâ anlayamıyoruz! Daha doğrusu anlatamıyoruz!…
  • 1924 senesinde Mustafa Kemal, Musul’u işgal etmeyi düşünüyor. Bunu çok tehlikeli bulan Kazım Karabekir ordudaki vazifesinden istifa ederek milletvekilliğine dönüyor. Fevzi Paşa’ya durumu şöyle anlatıyor: “Paşam bugün değilse tarih karşısındaki mesuliyetimiz çok ağır olacaktır. Milletimizin arzusuna ve bünyesine uygun olarak kurduğumuz Halk Fırkası bugün lâ-dinî ve Lâ-ahlâki kulüpler haline getiriliyor. Türkün selâbetli mazisi kötülenirken istikbâli de tereddiye götürülüyor. Yalan, riya, züppeliklerle gençlik bitiriliyor. İstiklâl Harbi’ni biz Türk Milletinin maddî ve manevî kudretine dayanarak başardık. Bu kudrete yarın yine muhtacız. Millet sıklaşıyor, asrîleşmiyor, çöküyor! Milletin mukadderatına bir takım dalkavuk türediler hâkim oluyor ve en mühim kararlar işret sofrasında veriliyor.”

 

Kitap Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurulma aşamasında son buluyor. Kazım Karabekir İstiklal savaşında önemli hizmetlerde bulunmuş büyük bir komutan. Hatıraları yakın tarihimizin aydınlanması bakımından da önem taşıyor. Fakat başta da dediğim gibi tarihi hadiseler hiçbir zaman objektif olmuyor. Anlatılanların büyük kısmının doğru olduğunu düşünüyorum ama paşanın kendi açısından yorumladığı birçok hadisenin de varlığı kesin. O yüzden bu dönemi incelerken Atatürk’ün de olaylar hakkındaki yorumları önemli. Bu açıdan Nutuk da bu eserle birlikte okunmalı. Kazım Karabekir savaştan sonra kenara atılmış olmanın acısını hissediyor. İnkılapları büyük oranda destekliyor fakat Mustafa Kemal’in Atatürk olma yolundaki adımlarından hoşlanmıyor. Atatürk’ü rakı içtiği için eleştiriyor ama kendisi bira içmekten geri kalmıyor. Halifeliğin kaldırılmamış olmasını arzu ediyor fakat bu isteği sadece siyasi. Dini hassasiyetler konusunda da bugünün ortalama bir “Liberal ”inden öteye gitmiyor. Bazı kesimlerin iddia ettiği gibi şeriatçı filan değil. Problemi genel olarak Tek Adam olan Mustafa Kemal ile. Kendisi tek adam olamadığı için yahut en azından ikinci adam olamadığı için biraz da alınganlık gösteriyor.

Kitap 319 sayfa, Emre Yayınları’ndan çıkmış.

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın