Arşivler

Son Yorumlar

Kukla

Özgür düşüncenin ilk ve en temel özelliği başka özgür düşüncelere ve özgür iradelere tahammülünün olmayışıdır. En küçük toplum birimi olan aileden en kalabalık üye sayılarına ulaşmış cemiyetler, cemaatler, siyasi partiler, sendikalar, dernekler ve hatta dinlere kadar geniş bir gözlem sahası verir bize bu tahammülsüzlük. Düşüncenin direksiyonunu ele geçiren kişi; bir daha bunu başkalarına bırakmak istemez. Düşünme ve yönlendirmenin tadına varan; başkalarının bu tada varmasını istememekten ziyade başkalarının aynı derecede doğru ve makul düşünemeyeceği yargısıyla hareket ederek onları düşünmekten ve karar vermekten alıkoymak ister. Kuklalığımız ve sürekli kuklalaşmamızın temel sebebi bu eğilimdir. Üyesi olduğunuz sosyal birimin size dikte ettiklerini uygulamak zorundasınızdır. Bunu sorgulamak hakkınızda hayırlı olmaz. En iyi ihtimalle o topluluktan dışlanırsınız. Tarihteki örneklerine baktığımız zaman bu tür çıkışların ölümle bile sonuçlanabileceğini görürsünüz. Düşünme tekelini ele geçirmiş olan kimse kendisi gibi düşünmeyeni organizmaya bulaşmış bir virüs gibi görür. Bir siyasi partiye üyeyseniz o partinin bütün söylem ve kararlarına aynen katılmak zorundasınızdır. Resmi dikkatli okursanız görürsünüz, bir parti nasıl bir açıklama yapıyorsa yapsın, anında destek görür taraftarlarından. Milletvekillerinin katılacağı bir oylamanın hesabı yapılırken partiler blok oy olarak hesaplanır, hiçbirinin oylanacak kanuna karşı olma ihtimali düşünülmez. Bir cemiyete mensupsanız cemiyetin her türlü organizasyonunu kayıtsız şartsız desteklemek zorundasınızdır. Ola ki herhangi bir icraatı desteklemiyor olursanız aforoz edilirsiniz. Aforoz kelimesi dini bir terimdir. Bir dine mensupsanız ve o dinin herhangi bir uygulamasını eleştirecek olursanız o dinin yılmaz savunucuları sizi kâfir olarak damgalarlar. Bugünün İslam dünyasının gelenekselleşmiş bazı uygulamalarını eleştirmeye kalkarsanız size yöneltilecek hakaretlere ve tekfirlere tahammül etmek zorunda kalırsınız. Kendi ailenizin içinde bile yalnızsınızdır çıkıntılık yaptığınız zaman. Karı koca arasındaki kavgaların temel sebebi birinin yekdiğerini kendi gibi yapma arzusudur. Eşiniz sizin dediğiniz gibi olmuyor, sizin düşündüğünüz gibi yaşamıyorsa mutsuz olursunuz. İpler sizin elinizdeyse rahat edersiniz. Kuklacılar bilinçli ve bilinçsiz olmak üzere ikiye ayrılır. Bilinçli kuklacılar bilerek ve isteyerek kendi düşüncelerini karşı tarafa kabul ettirip uygulatanlardır. Bilinçsiz kuklacılar da iki kısımdır. Bir kısmı dünyayı terk etmelerine rağmen fikirleri halen taraftar bulabilen insanlardır diğeri ise kuklacılık yaparken ne yaptığını bilmeyecek kadar aciz durumda olanlardır. Kuklalar da bilinçli ve bilinçsiz olarak ikiye ayrılırlar. Bilinçsiz kuklalar bir işi yaparken ya da bir fikri savunurken bunun kaynağı nedir, doğru mudur yanlış mıdır diye düşünmeden davranan kimselerdir. Bunlara ‘atalarının dinini yaşayanlar’ da diyebiliriz. Bilinçli kuklalar ise sorgulayıp doğru bulmadıkları halde kendilerinden istenenleri yapanlardır ki bu küçük bir azınlıktır. Sosyal baskı bilinçli kuklaların iplerini koparmalarına fırsat vermez. Hepimiz kuklayız. Kuklacı olanlarımız da var fakat kuklacılık ve kuklalık aynı kişinin özelliği olabilir. Bir kukla özgür hareket edebileceği küçük de olsa bir alan buluyor olabilir. Hükmedebileceği küçük bir topluluğu; en azından bir aile bireyi ipleri eline alması için yeterlidir. Hemen kendine ait bir fikir üretir ve kendi iplerine bakmadan başkalarının iplerini eline alıp kuklacılık yapmaya başlar. Muhtemelen bilinçsiz kukla sınıfından bir kukla olacağı için ne yaptığının farkında da değildir. Hepimiz kuklayız ve bundan kurtuluşumuz da yok. Yapabileceğimiz en güzel şey bilinçli bir kukla olup en azından iplerimizin kimin elinde olduğu konusunda bilgi sahibi olmamızdır.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Comments are closed.