Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Çimlere Basmayın

Marketin otoparkında kocaman uyarı yazısını asmışlar: “Marketimiz otoparkından kaybolan ve çalınan eşyalardan mesul değiliz.” En azından üzülebilirdiniz. Belki çok kıymetli bir eşyamı kaybedeceğim otoparkınızda. Belki benim için manevi değeri çok yüksek olan bir eşyam arabama döndüğümde oto teybimle birlikte sırra kadem basmış olacak. Bu durumu size bildirdiğim zaman üzülmeyecek misiniz? Tamam tazmin etmiyor olabilirsiniz ama bir “vah vah sevgili müşterimiz, çok geçmiş olsun” demeyi bari esirgemeyin.

Ben de bunun üzerine ahdettim, ileride yeteri miktarda param olduğu zaman büyük bir market yapıp kapısına da aynı büyüklükte, hatta daha büyük bir yazı asacağım. Uyarma değil rahatlatma yazısı: “Marketimiz otoparkında kaybolan ve çalınan eşyalardan bizzat marketimiz mesuldür.”

– Neyiniz çalındı efendim?

– Külçe altın!!

– İşte altınınız, marketimiz hemen karşılıyor zararınızı. Sizin beyefendi?

– On bin dolar nakit.

– İşte paranız. Gene bekleriz. Gece yatısına da buyurun.

– Sizin neyiniz kayboldu?

– Arabama adana kebabı bırakmıştım, döndüm baktım ki yok.

– Bir, bir buçuk?

– Bir buçuk olsun, ortaya da bir salata.

Önemli olan marketin kaybolan eşyadan mesul olup olmaması değil. Marketin otoparkının güvenlik zaafı varsa elden bir şey gelmez. Arabanızdan bilgisayarınız çalınırsa bunu tazmin etme yükümlülüğü markete ait olsa bile dünyanın hukuki prosedürüyle uğraşmak yerine yenisini alırsınız kendinize büyük bir ihtimal. Marketin tabelayla bu durumu peşinen size bildiriyor olması rahatsız edici. Nereye gitseniz emredici ya da yönlendirici tabelalarla karşılaşıyorsunuz artık. Bütün parklarda “çimlere basmayın” tabelası var. Çimleri ezip görüntüsünü bozmayayım hassasiyetine sahip birisini uyarmanıza gerek yok. Basacak olanı uyarsanız da para etmez zaten.

Tabelaları sevmiyorum. Birilerinin beni yönlendirmek istemesinden umumiyetle tiksiniyorum. Neyi yapmam neyi yapmamam gerektiğini hep birileri bana söyleyecekse Allah niye bana düşünme kabiliyeti verdi ki? Nasıl olsa birileri bana her şeyin en doğrusunu söyleyecek. Markete girerken değerli eşyalarımı yanıma almam gerektiğini birileri bana söyleyecek. Ne yapmam gerektiğini sazı eline alanlar anlatacak, ben de dinleyeceğim. Çok yakında cep telefonumuza olur olmaz attıkları, neyi almamız gerektiğini bize dikte ettiren mesajlar günlük yapmamız gerekenleri de anlatacak. Hangi yoldan gitmeliyim, hangi işi yapmalıyım, hangi partiye oy vermeliyim. Değerli bir şeyimi yitirdiğim zaman da “Ben bunu ilan etmiştim” diyecekler. 1984’ün üzerinden kaç yıl geçti bilmiyorum ama 1984’e doğru gidiyormuşuz gibi bir his var içimde.

– Buyurun efendim bir şey mi kaybettiniz?

– Otoparkta insanlık gururumu bırakmıştım, bulamıyorum.

– İndirim çeki verelim onun yerine, gurur para kazandırmıyor malum.

– …

– Kredi kartıma bonus da yükleyin bari…

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Comments are closed.