Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Amerika’nın Gazıyla Savaşa Girmek

Taxpayer “vergi veren” anlamına gelen İngilizce bir kelime. Taxpayer Amerikan hükümeti için önemli bir kavramdır. Hükümetin birinci önceliği vergi verenlerin hukukunu ve haliyle parasını korumaktır. Aksi halde vergi verenler yönetenlerden hesap sorarlar. Afganistan’a müdahale eden bir hükümet kamuoyunu bu müdahalenin ülke için çok karlı olacağı konusunda ikna etmek zorundandır. Kârı gören halk, müdahalenin içeriğine, ne kadar zulüm içerdiğine, ne kadar asker kaybı olacağına bakmaksızın destek verir. Son yıllarda yapılan Afganistan, Irak müdahaleleri Amerikan taxpayer’lerini yordu. Bizzat müdahale etmek maddi külfet ve asker kaybına sebebiyet verdiği için artık Amerika maşa kullanıyor. Libya’ya yapılan müdahale bunun bir örneği. Libya içi ve dışı maşalar, isyancılar ve NATO bu işi Amerika’nın âli menfaatleri gereğince hallettiler. Şimdi sırada Suriye var.

Uzun zamandır ABD’nin İran veya Suriye’ye müdahale edebileceği konuşuluyor. Tabi ki bu müdahaleyi yine kendi eliyle değil de başkalarının eliyle yapacak. Suriye’ye saldırmak için uygun ortam oluşmak üzere. Maşalar da hazır. NATO, Suriye’deki muhalif gruplar ve bu defa Türkiye. Ellerini pisliğe bulaştırmadan Suriye’ye de özgürlük getirecekler ve tabi ardından da petrol kuyularının üzerine oturacaklar. Birkaç sene içinde de rotayı İran’a çevirecekler. İran’da hükümet muhalifi gruplar ortaya çıkacak, ardından bu gruplar kaynağı belli olmayan silahlarla silahlanıp ülkeyi kan gölüne çevirecekler. Daha sonra belki İran-Türkiye sınırında bazı gerginlikler olacak ve bakacaksınız ki İran da bir anda demokratikleşmiş Türkiye’nin de müdahalesi ile. Bedel olarak da zengin petrol kuyularını ABD hizmetine sunmuş. Amerikan taxpayer’leri için ne bereketli bir ticaret. Askeri müdahale yok, para harcama yok. Elin taşıyla elin kuşunu vurup nasiplenecekler.

İngiliz “The Guardian” gazetesinde geçenlerde bir yazı çıktı. Türkiye zayıfmış, bölgesel güç olamazmış vs. vs. Bizi geri zekâlı zannediyorlar galiba. Gaza geleceğiz, Osmanlı damarımız kabaracak, hemen tokadı aşkedeceğiz Suriye’nin suratına. Haberler yağıyor. Türkiye aciz duruma düşmüş, alay konusu olmuş, güçsüzlüğü ortaya çıkmış. Bunların hepsi amiyane tabirle bizi gaza getirmeye yönelik tacizler. Türkiye köklü bir devlet geleneği olan bir ülke. Başkalarının gazıyla hareket edemeyiz. Mehmetçiğimizi elalemin Yankileri para kazansın diye kurban edemeyiz. Biz kimsenin fedaisi, maşası, sopası olamayız. Olmamalıyız.

Hillary Clinton bu sıralar sahnede. Arap ülkeleri ve Türkiye’yi müdahaleye çağırıyor. Elinde de hesap makinesi vardır kesin. Türkiye’nin müdahalesi kaça patlar, NATO’da birlikte olursa maliyeti ne olur, Suriyeli direnişçilere de silah yardımı yapsak ne olacak? Bizzat müdahale etmekle maşa kullanmak arasında taxpayer’lerimiz menfaatine ne kadar para kazanmış oluruz? Basın toplantısı yapmak, açıklamalarda bulunmak, ülkelerin arasına kin tohumu saçmak bedavayken bunların hepsini uygulamalı bir ABD dışişleri bakanı. Bunlara ek olarak yapılan casusuluk faaliyetlerini de sayarsak pek yakında Suriye’de kan gövdeyi götürecek demektir.

Uçağımızın düşürülmesi muazzam üzücü bir hadise. Kayıp pilotlardan Gökhan Ertan yirmi yıllık arkadaşım. Şu satırı yazarken içim kan ağlıyor. Aynı derece olmasa da Suriye’deki iç karışıklıkları da üzüntüyle izliyorum. Fakat savaş demek onbinlerce Mehmetçiğimizin ve elbette sivil halkın katledilmesi, uzun yıllar boyunca maddi ve manevi sıkıntılar çekmesi demek. Egemenliğimize yapılacak bir saldırının karşısında hepimiz etten duvar oluruz, canımızı seve seve ülkemiz için veririz ama Amerikanın menfaatleri Mehmetçiğimizin bir damla kanının dahi karşılığı olamaz.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Comments are closed.