Fetih 1453

Sevgili Fatih Sultan Mehmet. Bu sana yazdığım ilk mektup o yüzden biraz heyecanlıyım. Nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Son zamanlarda seninle ilgili bir film yaptılar desem “Bre film de ne ola ki” diye cevap vereceksin biliyorum. Sen gittin gideli buralarda çok şey değişti. Teknoloji ilerledi, gerçekler değişti. Biz senin hükümdarlık ettiğin toprakların bir kısmında yaşayan, senin yönettiğin insanların bir kısmının torunlarının torunlarıyız. Senden sonra bugüne kadar olanları anlatayım.

Senden birkaç kuşak sonra Âl-i Osman’ın düzeni bozulmaya başladı. Büyük stratejik hatalar yaptılar senin öz torunların. Bilimsel gelişmelerden uzak kaldılar; ya da şöyle diyeyim, gavurlar kadar ilerleyemediler. Senin zamanında hor gördüğün Avrupa milletleri dünyanın yönetimini ellerine aldılar. Bilimsel icatlar, teknolojik gelişmeler derken dünya ticaretini de ellerine geçirip zenginleştiler. Kapitalizm diye bir şey icat oldu. Zenginin daha zengin olmaya çalışması, altta kalanın canının çıkması doğal bir süreç olarak kabul ediliyor dünyada şu an. Şükrün yerini; “daha fazlası yok mu? “ sorusu aldı.

Seni biz tarih kitaplarında tanıdık. Büyük Fatih, cengâver komutan olarak. Belki hep iyi yönlerini tanıdık, hataların, günahların, kusurların illa ki vardı ama 550 küsür sene her türlü suç için güzel bir zaman aşımı süresi. Bugünlerde bir de filmini yaptılar. Film ne diye sorma zira görmeden bilemezsin. Televizyon derler bir aptal kutusu var. Hepimiz hipnotize olmuş gibi karşısında oturup izliyoruz, yetmeyince sinemaya gidiyoruz. Bunun haricinde de bir “facebook” var ki istersen hiç bahsetmeyeyim ben bile anlayamıyorum. İşte şimdi senin filmini çektik, nasıl da alt etmişiz düşmanı diye duygusal tatminden tatmine koşuyoruz. Senin yaptırdığın topların yerini meşin toplar aldı. Avrupa kapılarına böyle dayanıyoruz ama bizi hep yeniyorlar her zamanki gibi.

Avrupa birliğine girmek için uğraşıyoruz. Avrupa büyüdü, gelişti, birlik oldu. Hıristiyan kulübü haline geldi. Ne işiniz var onların arasında diye sorma işte. Biz de pek Müslüman sayılmıyoruz zaten. Cumaları camiler dolup taşıyor ama Allah’ın adı göstermelik de olsa pek fazla anılmıyor artık, kunduramız vurmadığı sürece. Belki biraz kızacaksın ama ağaç olduk adamların kapısında. Peşinden koştuğumuz meşine döndü suratımız ama vazgeçmiyoruz.

Bir sayfada ancak özet geçebiliyorum kusura bakma. Yoksa olup bitenlerden ciltlerce ansiklopedi yazılır. Amerika var ki “O da nesi, yenir mi?” diye sorma. Sen öldükten birkaç sene sonra bir kıta keşfettiler. Dünyada ne kadar ipten kazıktan kurtulma adam varsa bu karaya doluşup türlü cinayetlerle bir devlet kurdular. Kanla kurdukları düzeni kanla sürdürüyorlar şimdi de. Bizim Malatya’ya bile gelip bir füze kalkanı kurdular. Gelip başında durmaları için de asker gönderiyorlarmış. Müslüman toprağında gavur askerinin ne işi var diye sakın ola ki sorma. Taşla sopayla kovalamamız gereken adamları gülle sümbülle karşılıyoruz. Durumumuz çok feci senin anlayacağın. Bu konuyu senden sonra Ömer Muhtar’a yazsam daha iyi olacak sanki.

Bütün bu duydukların bir sayfaya sığdırabildiklerim. Gelsen gözlerinle görsen rüyalarımızı dolaşmaya başlarsın her birimizin yüzüne ayrı ayrı tükürmek için ama senin bilmediğin şeyler var. Konjonktür böyle işte. Sen anlamazsın.

Hürmetle selam eder ellerinden öperim.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: