Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Seçim Minibüsleri

Şehrin en işlek caddesinde bir seçim minibüsü trafiğe karışmış ilerliyor. Üzerinde kocaman hoparlörler, yanlarında bayraklar. Cebren müzik dinletiyor halka. Ses sonuna kadar açılmış. Kalabalık kulak zarları patlamasın diye şekilden şekle giriyor. Kulaklarını tıkayanlar, pasaj içlerine kaçışanlar…

(Sevgili okuyucu bir seçim minibüsü gördüğün zaman kulaklarını kapat, ağzını aç. Böylelikle kulak zarlarının patlamasına engel olmuş olursun.)

Karşıdan başka bir partinin seçim minibüsü geliyor. İkisi de müziklerini sonuna kadar açmışlar, birbirlerini bastırmak için yapabilecekleri hiçbir şey yok. Yan yana geçerken şöyle bir süzüyorlar karşıdakini. Hangimizin hoparlörü daha kuvvetliymiş gibisinden bakışıyorlar. En yüksek sesi kim çıkarırsa vatandaş ona oy verecek sanki.

Mahalle arasında mikrofonlu satıcılar dolaşıyor. Eskiler alınır, overlok yapılır, patates güzel, soğan şahane, oyun bizim partiye. Oyun bizim partiye çığırtkanı diğerlerinden farklı olarak günde birkaç kez ve diğerlerinin birkaç katı şiddette ses çıkararak dolaşıyor. Oyunuzu bizim partiye verin. Bir çocuk uykusundan korkuyla sıçrıyor. Bir hasta iniltilerine bir tane daha ekliyor. Bir ihtiyar devlete millete dua ediyor. İyi ki dayakla oy istemiyorlar diyor. Sadece kafa şişiriyorlar o kadar.

Yaz günü, hava sıcak. Kapıyı pencereyi kapatmış oturuyoruz. Yanlışlıkla açık unutmuşsak camı; hop oturup hop kalkacağız parti anonslarıyla. Gürültü kirliliği had safhada. Eskiden, televizyonun, radyonun, internetin olmadığı zamanlarda tellallar çıkar; mühim mevzuları davul eşliğinde duyurur giderlermiş. Bugün bütün iletişim araçlarının varlığına rağmen bin tellal kuvvetiyle duyuruyorlar seçimi. Biliyoruz hâlbuki biliyoruz. Haziran’ın onikisinde seçim olacak. Sağır sultan duydu. Evet gidip oy kullanacağız çoğumuz. Yine çoğumuz biliyoruz oyumuzu kime vereceğimizi. Bu saatten sonra amacınız ne sizin? Seçim öncesi rahatsız ettiğiniz bu kadar insanı bir dahaki seçime kadar zaten tanımayacaksınız bile. Vatandaşla işiniz seçimden seçime. Sizin için önemli olmayışımız tavrınızdan belli zaten. Hiçbir şeyden anlamayan halk kitleleri. Ancak davulla zurnayla, desibel rekoruyla yerlerinden zıplatırsınız.

Keşşaf Hoca mezarlığının yanından yürüyorum. Etraf tenha, in cin yok. İkindi vakti huzur içinde yatıyor kabir ehli. Karşıdan bir ses yükseliyor. Bir seçim minibüsü yavaş yavaş mezarlığa doğru ilerliyor. Merakla izliyorum ölülere saygı gösterip sesini kapatacak mı diye. Kapatmıyor. Mezarlığın yanında yine aynı sesle yavaş yavaş gidiyor. Parti minibüsü dirilerden umduğunu bulamamış olacak ki ölülerden medet bekliyor. Kalkın dirilin, bir günlüğüne dirilin, oyunuzu bizim partiye verdikten sonra tekrar dönün ebedi istirahatgahlarınıza. Zaten bizim dirilerden beklentimiz de bundan farklı değil. Bir günlüğüne dirilip oylarını bizim partimize versinler, sonra da devam etsinler uykularına.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Comments are closed.