Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

İki

Bir ikincinin arzulanması ile başlıyor bütün ikilikler. Bir’i bulan hemen ardından İki’nin peşine düşüyor. Bir’i bulmanın ne kadar zor olduğu unutuluyor. Bir’in üzerinde durmanın gerekliliği düşünülmüyor bile.

Doğu edebiyatı ile batı edebiyatını ayıran farklardan birisidir. Doğulu şairler onlarca “Leyla ile Mecnun”, “Ferhat ile Şirin” yazmışlardır da batı edebiyatında Hamlet bir tanedir, Don Kişot bir tanedir. Doğu edebiyatında yazarlar hep var olanı daha güzel bir şekilde ifade etmenin yollarını ararken batılı edebiyatçılar daha yeni daha farklı bir eser ortaya koymaya çalışmışlardır. Doğu var olan Bir’i güzelleştirmeye uğraşırken batı İki’nin peşinde düşmüştür hemen.

Modern çağın fikirlerinin temelinde Burjuvazi yatar. Kapitalizm, Sosyalizm, Liberalizm ve birçok –İzm kaynağını Burjuvaziden alır. Burjuvazi sermayeyi temsil eder aslında. Sermaye ise çoğalma arayışındadır her zaman. Toplumumuzun bu sermaye temelli fikirlere kapılmazdan önceki halini anlatan hikâyelerde ahi teşkilatı esnafının komşusuna siftah yaptırmak için müşterilerini komşu esnaflara yönlendirdiği anlatılır. Bir’i bulan İki’nin peşinde düşmeden evvel şükrünü eda etmeli, başkalarına da bu şükrü eda etme fırsatını vermelidir. Sermaye temelli görüşler ise Bir’den sonra İki’yi ister her zaman. İki’yi edinme fırsatını başkalarına vermez ve hatta bunun için savaşmaya dahi hazırdır.

Modern çağ insana İki’yi araması gerektiğini aşılıyor. Dünyanın bugünkü gıda üretimi nüfusunun iki katını besleyecek kadarken aynı nüfusun yarısı açlık sınırında yaşıyor. Üretim sürekli artarken tüketim de aynı şekilde artıyor ve zengin ile fakir arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor. Bir arabaya sahip olan hemen ikincinin peşine düşüyor. Bir evi olan ikincisi de olsun istiyor. Meta ne olursa olsun ele geçer geçmez kıymetten düşüyor, önemini yitiriyor. İnsanın gözü doymuyor, hep bir sonrakini istiyor. Bu yüzden aşk bir şeyin peşinden koşma süresinin adı oluyor. Arzu edilen her ne olursa olsun ele geçtiği zaman üzerinde durulmadan unutuluyor. İki’nin vakti başlıyor ondan sonra. Aşk da bir hevesten öteye geçemiyor.

Tevhid birlemek demektir. Dünyaya gelişimizin temel amacı Bir’i bulmaktır. Bir’i bulmanın yolu da Bir’leri izlemekten geçer. Bir’lere bakıp hayret etmek, Bir’lere bakıp şükretmek, Bir’leri gözlemleyip iman etmektir bizi Bir’e götürecek olan. İki’nin peşinde koşturmayı bize öğütleyen günümüz düşünceleri bizi geçici hayatımızın kalıcı olacağı gibi bir yanılsamanın içine düşürüyor. Peşine düştüğümüz İki’ler sonunda gelip benliğimizle birleşiyor. Aslolan Bir’in karşısında kendi varlığımızı başka bir Bir’miş gibi görmeye başlıyoruz. Egomuz Bir’lik sevdasına düşüyor İki’lerin peşinden koştukça.

Dış dünya bize ne söylerse söylesin, biz kendimizi ne zannedersek edelim İki’nin peşinden koşturmak bizi mutluluğa götürmeyecektir. Bir’lik iddiasında olmak, Bir’in kıymetini bilip anlamadan İki’yi arzulamak bireyi de insanlığı da yıkıma sürüklemektedir. Bugün var olan savaşların, kavgaların, yoksulluğun hepsinin sebebi var olana şükretmeyen ve benlik iddiasında olan insanlardır. Bütün ikiliklerin sebebi bir ikincinin arzulanmasıdır.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Comments are closed.