Hoşgeldin Bebek

Bugün oğlumun doğum günü. İki senenin nasıl geçtiğini düşünüyorum da. Sanki hayatımda hep varmış gibi oğlum. Oğlumun doğduğu gün bir yazı yazmıştım Nethaber’e, o gün çıktı, saklıyorum büyüyünce okusun diye. Buraya almadığımı farkettiğim bu yazıyı doğum günü vesilesi ile yayınlamak geldi içimden…

Hoşgeldin bebek.
Yaşama sırası sende.
Adına hayat dediğimiz bu sihirli oyun, adına dünya dediğimiz bu enteresan yer. Duygu ve düşüncelerin evreni, atom ve maddelerin evreni. Hepsinin karşısında o kadar küçüksün ki, adeta bir toz zerresisin. Hepsinin ötesinde o kadar büyük ve önemlisin ki, hepsi senin için var. Senin gözlerinin göreceği dünya sadece sana ait olacak tüm azamet ve heybetiyle. Bunların hepsi senin. İsmini biz veriyoruz, bütün diğerlerinin isimlerini verdiğimiz, ve bizden önce verdikleri gibi. İster taşı, ister değiştir. Herşey senin elinde, her sır sende gizli. Var olmanın sırrı sende zira. Bu yerin adı dünya. Milyonlarca ışık yılı büyüklüğündeki bir evrenin orta yerinde, çölün ortasında bir pazar yeri gibi. Büyük galaksilerin, sistemlerin ortasında bir güneş sistemi, onun içinde bir gezegen. Okyanusları var, derinliği keşfedilmedi daha. Sırları var, henüz çözülmedi. Kıtaları, adaları, bataklıkları, buzulları, dağları, tepeleri, düzlükleri, ovaları, yaylaları, mağaraları, ormanları, çölleri, vadileri, geçitleri, hendekleri, kanyonları, ırmakları, nehirleri, çayları var. Hepsi senin için var. Yaşadıkça görmen, keşfetmen için var. Baktıkça öğrenmen, öğrendikçe şaşırman, şaşırdıkça hayret etmen, hayret ettikçe iman etmen için var. Makroalemden mikroaleme bir yol var. Moleküller, atomlar, elektronlar ve daha küçük yüzlerce parça var. Bilmen için, öğrenmen için, keşfetmen için, öğretmen için var. Bu yerin adı dünya. Burada herşey senin için var. Bu oyunun adı hayat. Nasıl başladığını hiçbirimiz hatırlamıyoruz. Kendimizi burada buluverdik senin de bulacağın gibi. Şaşkınlıkla açtık gözlerimizi ve gözlemlemeye başladık. Öğrendik, öğrendikçe alıştık. İnsanlar var burada, herbiri aynı senin gibi bir alem. Duyguları ve düşünceleri var. Yaşamışlıkları ve yaşadıkları var. Sevgileri, nefretleri, kinleri, hırsları, arzuları, idealleri, hayalleri kısaca yüzlerce duyguları var. Senin oyununun oyuncuları bunlar. Sen nasıl onların oyununda figüransan onlar da senin için öyle. Girip sen de rollerin arasından bir yol tutturacaksın. Hayatının merkezine yerleştireceksin bazı şeyleri (duygu ve düşünceleri). Sana doğru öğretebilirsek; bu oyunun bir düzenleyicisi olduğunu göreceksin, oyuncuların diğer tüm duygularına hayretle bakacaksın, öğretemezsek sen de kapılıp gideceksin. Bu oyunun adı hayat. Bu oyun senin için var. Oyunun içindeki bir sırrı (sadece bir tane sırrı) keşfedebilmen için var.

     Hoşgeldin bebek. Biz de dedelerimiz gibi bir göçün orta yerinde geldik bu dünyaya ve hayata. Sen de aynı göçün tam orta yerindesin. Gidenler var, gelenler var. Gittikçe geliyor, geldikçe gidiyoruz. Gelen gidiyor, sen de gitmek için geliyorsun. Seni getiren biz değiliz, seni gönderen var. Gelmenin bir amacı, bir sebebi var. Bütün bu dünyanın, bütün bu insanların, bütün bu duyguların, bütün bu atomların bir amacı var. Senin de bir amacının olması gibi. Öğren bunları, öğren de büyü. Bu namustur künyemize kazınmış, bu da sabır ağulardan süzülmüş, sarıl bunlara, sarıl da büyü. Hoşgeldin bebek. Şimdilik uyu, dinlen. Yapacak çok işin var. Uyu da büyü.
Hoşgeldin oğlum, Hoşgeldin bebek, Hoşgeldin Ali Berk.

21.03.2009

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaş
Paylaş
Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: