Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Dünyanın Kabadayısı Amerika

Çok eski zamanlarda bir tane dev yaşarmış. Bu dev insan yiyerek beslenirmiş. Esirlerini bir yerde tutar karnı acıktıkça bir tanesini diğerlerinin gözü önünde yermiş. Diğerleri bu duruma hiç ses çıkarmazmış. Hatta kurban olacak olan arkadaşları belli olduğu zaman devin gözüne girebilmek için ona yardım eder, arkadaşlarını bağlar, hediye paketi içinde sunarlarmış deve. Bu masalı çok hızlı uydurdum ziya günümüz dünyasında olagelen bir hadise ile çok fazla benzeştiği için fazla düşünmeme gerek kalmadı. Bin sene sonra dünya yerinde kalacak olursa o zamanın tarihçileri bu zamandan böyle bahsedecek belki de. Çok eski zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri adında bir devlet varmış. Ekonomik ve askeri olarak diğer ülkelere göre çok fazla ilerlemiş. İlerledikçe canavarlaşmış, canavarlaştıkça ilerlemiş. Kendi menfaatleri uğruna diğer ülkelerin insanlarının haklarını hiçe saymış. Ekonomik bir değeri olan her ülkeye saldırmış. Bilhassa petrol rezervi olan ülkeler tir tir titriyorlarmış sıra ne zaman bize gelecek diye. Türkiye’nin petrol rezervlerinin olmaması ne kadar da iyi bizim için. Topraklarımızda dünya petrol rezervlerinin bir kısmı bulunsaydı biz de bekleyecektik Amerika bize ne zaman saldıracak diye. Irak gitti, Libya gidiyor; İran, Suriye ve diğerleri sırasını bekliyor. Amerika kendi menfaatleri uğruna dünyayı seferber ediyor, işine gelmeyen tüm ülkelere saldırarak ekonomik anlamda sömürgesi haline getiriyor. Libya’nın başında Kaddafi adındaki diktatör var. Libya halkı Kaddafi yönetimi altında pek de güzel zamanlar geçirmedi, geçirmiyor. 21. Yüzyılda halkların otokrasi ile yönetilmesi güzel değil. Saddam Hüseyin de otokratik bir liderdi ve halkına zulmediyordu. Fakat Saddam sonrası Irak’ın durumuna baktığımız zaman zannediyorum ki Saddam’a rahmet okuyordur Iraklılar. Amerika kendi ülkesinden onbinlerce kilometre uzaktaki Irak’a olmayan nükleer silahlar bahanesi ile saldırdı, onbinlerce sivil vatandaşı katletti, petrolün üzerine oturdu ve gitti. Amerikan vatandaşlarının vicdanı başkalarının kanı ile sağlanan bu refahı kabullenebiliyor mudur acaba? Bugün gazeteler ve televizyonlar Libya’ya yapılan saldırıdan bahsediyor. Bahane ne olursa olsun işin gerçeğini bilmek için allame olmaya hacet yok. İşin gerçeği üzerine oturulacak olan petrol. Orada yaşayan halka Kaddafi’nin şiddet uygulayıp uygulamaması kimsenin umurunda dahi değil. Umurlarında olsaydı yer altı kaynağı olmayan onlarca Afrika ülkesinde yaşanan iç savaşlara müdahale ederlerdi. 1994 senesinde Ruanda’da yaşanan soykırımda 1 milyon insan can verdi. Bosna Hersek’te 1992’den itibaren Sırpların uyguladığı soykırıma üç yıl boyunca ses çıkaran olmadı. Sierra Leone, Çad, Sudan, Namibya, Liberya, Zaire, Uganda, Angola adını bir çırpıda sayabildiğimiz, devletleri tarafından şiddet görmüş halkların yaşadıkları ülkeler. Birleşmiş Milletler ne yapıyordu bu halklar zulüm gördüğünde? Cevap sade ve basit. Umurlarında değildi. Şimdi Libya halkı asker sivil demeden katledilmek üzere. Sebebi de sefasını süremedikleri ve süremeyecekleri o petrol. Bundan sonra sırayla Amerika menfaatleri doğrultusunda birçok ülke işgal edilecek, bizler de izleyeceğiz. Kimimiz zulmü izleyip zalime dur diyecek kimsenin olmamasına üzüleceğiz, kimimiz de ne yapalım dünyanın düzeni böyle diyip bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesiyle sıra bize gelene kadar gözlerimizi yumacağız olan bitene.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Comments are closed.