Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Aztekler

Aztekleri yıkan tekerleği geç icat etmeleri oldu. Dünyanın eski zamanlarında, milattan birkaç bin yıl önce dünyada insan nüfusu bu kadar fazla değildi. Belki birkaç bin, belki birkaç yüz bin. İşte bu zamanın insanlarından bir kısmı, belki de bir kabile topyekün henüz boğaz haline gelmemiş olan Bering Boğazını aşarak bugün Amerika dediğimiz kıtaya geçtiler. Soğuk olan kuzey kısımlarını aşarak daha sıcak olan güney bölgelerine doğru yol aldılar. Şu anda A.B.D., Meksika, Brezilya… olarak bildiğimiz ülkelerin topraklarına yerleşerek hayatlarını burada sürdürmeye devam ettiler. Bir çeşit mücadelenin başlangıcıydı bu aslında. Kim daha ileriye gidecek? Dünya ikiye ayrılmıştı ve birbiriyle iletişimi olmayan iki topluluk medeniyetlerini geliştiriyorlardı. Dilleri, dinleri, yaşam şekilleri, kültürleri ve akla gelen her şeyleri farklı yönlerde gelişti. Bilim ve teknolojide kim daha ileriye giderse diğeri ile karşılaştığı gün yüzlerce yıllık bir fark atmış olacaktı. Ki böyle de oldu.

Asya kıtasının insanları büyük medeniyetler kurdular. Sümerlerle başlayan tarih diğer birçok medeniyetle devam etti. Roma, Yunan, İran medeniyetlerinin hâkimiyetinden sonra İslam devletleri bayrağı aldılar ve Avrupa devletlerine teslim ettiler bir süre sonra. Çeşitli alanlarda ilerlediler. En başta tekerleğin icat edilmesi gelir. Tekerleği icat eden Asya halkları daha uzak pazarlara daha fazla mal taşımaya başladılar. Ticaret geliştikçe mal ve hizmetlere olan talepler de bu doğrultuda arttı. Talepler arzı doğurur. Ürünleri çeşitlendirme çalışmaları yeni yeni keşiflere sebep oldu. Tekerlekle kalamazdı tabi ki icatlar. Zamanla gelişen teknoloji silah sanayini de geliştirdi. Barut icat edildikten sonra tüfekler, toplar icat edildi. Burada insanlık tarihinin tüm icatlarını saymamız yersiz olur. Amerika kıtasının uygarlıklarının da elleri armut toplamıyordu tabi ki. Onlar da birçok yenilikle tanışıyorlardı zaman içerisinde. Onlar da madenleri işlediler. Onlar da takvimler yapıp güneş yılının 365 gün ve 6 saatten ibaret olduğunu keşfettiler. Hatta haritacılık konusunda eski dünya insanlarından daha ileri gitmişlerdi. Tek handikapları tekerleği diğerlerinden daha geç icat etmeleri oldu. Geç kalmışlardı…

Eski dünya dediğimiz Asya kıtası insanları gemicilikte de çok ileriye gitmişlerdi. İspanyollar büyük gemilerle Amerika sahillerine çıktıkları zaman 12 milyon nüfusa sahip koca bir imparatorlukla karşılaştılar. Fakat kıtaya ayak basan İspanyol askerleri 16. yüzyılda yaşarken karşılaştıkları insanlar bin yıl gerideydi teknoloji olarak. Aztek imparatorluğu Amerika kıtasının o güne kadarki en büyük devleti idi. Mayalardan ve İnkalardan sonra tarih sahnesine çıkmış ve orta Amerika’ya tümden sahip olmuşlardı. Ne yazık ki çok gerideydiler teknolojik olarak. İspanyollar buldukları bu yeni ülke ve yeni insanları yok etmekte çok zorlanmadılar. Son model silahları, tüfekleri, barutları, topları vardı. Kanlı saldırılar neticesinde iki sene gibi kısa bir sürede bu ülkede büyük bir katliam yaparak bulabildikleri herkesi öldürdüler. Bütün binaları koca bir medeniyetle birlikte yıkarak toprağa gömdüler. İspanyol askerlerinin sayıları çok azdı ama ellerindeki silahlar çok acımasızdı. Birkaç bin asker milyonları katletti. Yerleşik Amerika yerlilerini yok ettiler. Bazı göçebe kabileler yaşamlarını devam ettirebildiler ama onlar da daha sonra gelen sömürgeci İngilizlerin mezaliminden nasiplerini aldılar. Çoğu kovboy filminin ve çizgi romanın mezesi olan bu yerliler koca bir medeniyetin kalıntılarıydı sadece. Vahşi diye adlandırdıkları bu insanların vahşilikleri tabiatlarından değil de teknolojide daha geride kalmalarından kaynaklanıyordu.

Ters bir senaryo kurguladığımızda enteresan bir manzara ile karşılaşıyoruz. Eğer barutu ve ateşli silahları Amerika yerlileri Asya yerlilerinden önce bulsalardı ve gemicilikte ilerlemiş olsalardı belki de onlar gelecekti Asya kıtasına. Taş üstünde taş bırakmadan her yeri yakıp yıkacaklardı. Asya kıtasının beyazderililerini vahşi diyerek katledeceklerdi. Beyazderililer diye ad verecek, filmlerine malzeme yapacaklardı. Tek yapmaları gereken tekerleği biraz daha erken icat etmekti.
Dünya tarihi sömürgecilik tarihidir bir açıdan. Kim daha fazla ilerlemişse geride kalanı sömürmüş durmuştur. Aztekleri İspanyollar yok etti. Amerikanın diğer yerlilerini İngilizler katletti. Afrika’yı Portekizliler, Hollandalılar, İspanyollar, İngiliz ve Fransızlar elbirliği ile sömürgeleştirdiler. Hindistan yüzyıllarca İngilizler tarafından sömürüldü. İleri gidenler geri kalanlara acımadı. Sömürgecilik mantığı da yıllar içerisinde evrim geçirdi. Aztekler tek tek öldürülürken Afrika yerlileri köleleştirildi ve beden güçlerinden faydalanıldı. Sömüren milletler sömürdüklerinin beden gücünü, zihin gücünü, ekonomik gücünü, akla gelen her şeyini kullandılar. Şekli değişmiş olsa da, sömürü mantığının günümüzde devam etmediğini söyleyemeyiz. Azteklere ya da Afrika yerlilerine yapılanın aynısı olmasa da bir şekilde bizim de kanımız akıtılıyor, bir şekilde bizim de medeniyetimiz yerle bir oluyor gibi hissediyoruz bazen biz de. İnşallah yanılıyoruzdur.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın