Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Bırakıt

Bir şeyler bırakabilmek uğruna yaşıyor çoğu insan hayatını. Gelecek nesillere bir şeyler bırakabilmek ümidi bir açıdan da insanın içindeki ölümsüzlük hissiyatının bir yansıması. İnsanlar kendilerinden gelecek nesillere bir şeyler bırakarak kısmen de olsa ölümsüzlüğü yakalamak istiyorlar. Bırakılacak şeyler de kişilerin çaplarına göre değişiyor. Yeteneği kısıtlı olanlar sonraki nesillere bırakacakları maddiyatın hesabını yapıyorlar. Çocuklara bırakılacak miras, çocukların geleceğinin garanti altında olması isteği bırakılacakların en tepesinde yer buluyor kendisine. Dünyaya bırakılacak malın, bırakılan evlatların geleceğini garanti altına alamayacağını ve belki zerre kadar faydası dahi olmayacağını fark edilmemesi ne acı.

Biraz daha fazla yetenek sahibi olanlar ise ölümsüz eserler bırakmak için çabalıyorlar. Kamu yararına yapılan bir yapı. Bir okul, bir çeşme, bir vakıf bırakanların adını uzunca süre yaşatmak için yeterli olsa da her şeyin yok olduğu bu dünyada en güzel yapıtın ömrü bile kaç yıl ki? Neticede yer ile yeksan oluyor bırakılan yapıtlar. Sanat alanında yeteneği olan bir ressamın, bir heykeltıraşın bıraktığı eser kaç sene dayanabiliyor ki? Binlerce yıllık insanlık tarihinin nispeten son dönemlerinde yaşamış olan Da Vinci gibi, Rafael gibi sanatçıların bile eserlerinin büyük kısmı kaybolmuş durumda. Öyle sanat eserleri var ki yapanı sadece tahmin edilebiliyor.

Bin yıl öncesinden bu güne ne bırakmış olabilir insanoğlu diye düşünüyorum. Bin yıl bile insanlık tarihi açısından bakıldığı zaman çok uzun bir süre değil. On binlerce yıllık bir geçmişi var hemcinslerimizin. Bin yıl önce, yani 1000’li yıllardan bugüne birkaç tane bina ve birkaç tane kitap kalabildi ancak. Binaların mimarları öldü, ustaları öldü, çalışanları öldü. Birkaç isim belki kaldı bugüne kadar lakin onların da hayat hikayeleri rivayetten ibaret. Birkaç tane bilim adamı birkaç tane düşünür. Hepsinin izleri silinmiş dünya üzerinden. Eserlerinin bile orijinallikleri şüpheli. Yok olup gittiler, bir hoş sada kaldı kubbede baki.

Netice itibariyle insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, bıraktıkları ile dünya üzerinde çok uzun süre yaşayamıyor. Farabi’nin, Harizmi’nin, Aristo’nun, İbni Haldun’un ve daha birçoğunun adını biliyoruz fakat bunların dışında kalan milyarlardan hiçbir iz kalmadı dünya üzerinde. Hepsi unutulup gittiler. Bizlerden de bin yıl sonrasına ne bir iz kalacak ne bir toz. Unutulup gideceğiz.

Bugünden sonra binlerce yıl dahi geçmiş olsa silinmeyecek, yok olmayacak olan bizim bu dünyadayken yapıp ettiklerimizdir. Yaptığımız iyilikler kurtuluş vesilemiz olarak, kötülüklerse azap sebebimiz olarak sonsuza kadar varlıklarını sürdürecekler. Dünyada tonlarca altın da kazanmış olsak, gökdelenler de dikmiş olsak, binlerce şaheser niteliğinde sanat eseri dahi vermiş olsak bunların hepsi silinip gidecek, dünyadan geriye belki bir toz bulutu kalacak, belki de kalmayacak.

Said Nursi’nin, “Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme” sözleri ne kadar manidar. İnsanların fani dünyaya fani miraslar bırakmak için gösterdikleri çaba ne kadar manasız.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Comments are closed.