Silahşör – Kara Kule I

Silahşör Stephen King’in Kara Kule serisinin ilk kitabı. Korku gerilim romanlarından tanıdığım yazarın fantastik romanını merak etmiştim. Yine de hafif korku-gerilim çeşnisi de katılmış romana. Silahşör günümüzden yüzyıllar sonra, bugünün hayatının ve teknolojisinin unutulduğu bir zamanda yaşıyor. Bir kuleyi aramak için yola çıkıyor. Kulede ne olduğu belli değil henüz. Çoğu sorunun cevabı serinin diğer kitaplarına bırakılmış. Silahşör romanını sevdim dersem yalan söylemiş olurum. Gönül rahatlığıyla tavsiye edemem kimseye ama seriyi bitirmek istiyorum. Belki de beni bu düşüncemden vazgeçirecektir. Yazar önsözünde kitabın hikayesini anlatıyor uzun uzun. Önsözlerden sıkıldığım için yarım yamalak okur, atlarım normalde. Bunu da yarım yamalak okudum ama dikkatimi çekti. Bu seri bayağı meşhurmuş, nasılsa ben duymamışım, öyle ki yazar serinin ilk dört kitabını bitirdikten sonra bir ara vermiş. Hayranları mektup yağmuruna tutmuşlar adamı. Kanser hastası bir kadından aldığı bir mektuptan bahsediyor yazar önsözde. Fazla ömrüm yok, hikayenin sonunu merak ediyorum yazmış kadın.


Silahşör bir çölde katırıyla yolculuk ederken başlıyor kitap. Çöl aşılıyor, fantastik öğeler etrafında zıplayıp duruyor, ara ara geri dönüşler (flasback) yapıyor silahşör ve bu vesileyle çocukluğunun ve onu buraya getiren sebeplerin bir kısmını görüyoruz bu vesileyle. Birilerini öldürüyor, seyahat ediyor, doğaüstü canavarlarla karşılaşıyor, bir Siyahlı Adam’ı takip ediyor (büyücü bu adam), bir çocuğa rastlıyor ve yanına alıyor, hikayenin bir yerinde çocuğu ölüme terk ediyor ama ben o çocuğun öleceğine inanmadım şahsen. Sonraki kitaplarda karşıma çıkacak sanıyorum.


Neticede 250 sayfa civarındaki bu kitap birkaç saatte biter. Yine de ben kahramanın Pardayyan gibisini severim demeden edemiyorum. Şövalye Pardayyan olsa kimseyi ölüme terk etmezdi. Eski kahramanlar kalmadı azizim.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

Paylaş
Paylaş
Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: