İşsizliğin Sebebi Süpermarketler

İşsizliğin sebebi süpermarketlerdir diye hariçten gazel okuyor bir ağabeyimiz. Bütün ekonomi okullarını da böylelikle çırak çıkarıyor. İktisada gerek yok, bilimin anlamı yok. Olayı biz çözdük. Süpermarketleri kapatalım, işsizlik sorunu ortadan kalksın diyor.

Öyle mi?

Değil elbette.

Yüz yıl önce de işsizlik vardı. O zamanlar henüz süpermarketler açılmamıştı. O zaman işsizliğin sebebi ne idi?

İşsizliğin onlarca sebebi vardır. Kimisi geçici işsizdir kimisi sürekli işsizdir. Kimisi işgücüne katılmak istemez, kimisi ister lakin maaşı beğenmez. Kimisi “ne iş olsa yaparım ağbi” der ama buna rağmen iş bulamaz. İşte gerçek işsiz budur. İşsizliğin sebebi de bize göre bir tane değil onlarcadır.

İşsizliğin en temel sebeplerinden birisi nüfus artışıdır mesela. İş imkânlarının artış oranı ile nüfus artış oranı çoğunlukla birbirlerine denk olmazlar. Eski atasözlerine bakılırsa doğan her buzağı için çayırda ot bitiyor ama kazın ayağı öyle değil. Nüfus sürekli artıyor fakat eleman ihtiyacı aynı hızla artmıyor. Hatta bazı sektörlere bakarsanız ihtiyaç azalıyor bile. Makineleşme çoğu sektörde eleman sayısını minimize etmiş durumda. Süpermarket kapatan zihniyet fırsat bulsa teknolojinin de ilerlemesine engel olmak ister ama şükür ki kimse kulak asmıyor böyle düşüncelere.

İşsizliğin bir diğer sebebi de ülkeden ülkeye değişen işgücü maliyetleri. Türkiye’de bir işçinin firmasına maliyeti ortalama bin lira ise aynı işi yapan işçinin Mısır’da maliyeti beş yüz lira, Hindistan’da ikiyüz lira, Çin’de ise yetmiş lira. Rakamları uydurdum ama gerçekten pek de uzak değil sanıyorum. Malatya’daki tekstil firması yarı fiyatlı eleman çalıştırmak için işletmesini kapatıp Orta Asya’ya gidebiliyor. Birçok büyük şirket de eleman masraflarını azaltmak için bu yolu tercih edebiliyor. Haliyle geride bıraktıkları da işsizler ordusuna dahil oluyor. Süpermarketleri açsak da kapatsak da günümüz ekonomisinde durum böyle. İşsiz her hâlükârda işsiz.

Kimseyi kızdırmam inşallah ama sekiz yıllık kesintisiz eğitim hadisesi de işsizliğe etki eden temel faktörlerden birisi. Eskiden beşi bitiren eğer ki okumakta gözü yoksa bir yerde çırak olarak çalışmaya başlar, erken yaşta koluna altın bileziği takardı, ki bu da ara eleman açığı diye bir kavramın oluşmamasına sebep olurdu. Şimdi bütün çocuklar sekiz senelik eğitimi bitirmek zorunda ve sekiz senenin sonunda gelinen yaşlar çıraklık eğitimi almak için çok geç yaşlar sayılıyor. Ölmek için çok erken, sevmek için çok geç diyor ya şair. Aynı onun gibi bir şey. Çıraklık için çok geç olan bu yaşlardan sonra dahi elleri değmişken liseye devam ediyor çocuklar. Lise bittikten sonra da dersanelere gidip bir ümitle öss kapılarını aşındırıp duruyorlar. Sınava girenlerin %80’i dört yıllık bir bölüme giremiyor. Girenlerin de yarısı piyasada para etmeyen açık öğretim fakültelerine giriyorlar. Kalan şanslı %10’un da önemli bir kısmı çok kaliteli bir eğitim alamadığı gibi beyaz yakalı iş gücünde arz fazlası oluşturuyorlar. Özetle çıraklık kavramının ortadan kalkmış olması bir yandan müthiş bir ara eleman ihtiyacı doğururken diğer yandan kör topal dahi olsa bir meslek edinmek yerine eğitime devam eden çocuklar geleceğin işsizler ordusuna nefer olarak yazılıyorlar. Süpermarketlerin komplesini havaya dahi uçursak işsizlik sorununa çözüm bulamayız bu sorunu çözmeden.

Bana göre işsizliğin bunların dışında da birkaç sebebi var. Firmaların artık aynı anda birkaç işi birden yapabilen eleman istihdam etmek istemeleri tek bilezikli birçok elemanı işsiz bırakıyor. Muhasebecilik yapan bir eleman aynı zamanda şoförlük de yapabiliyorsa iş bulabiliyor. Aşçılık yapan eleman yük de taşıyorsa bulunmaz hale geliyor. Bayan eleman istihdamı da işsizliğin bir diğer önemli faktörü. Daha az maaşa razı olup askerlik ve sair kesintileri olmaksızın daha fazla ve birden fazla meziyetle çalışan bayan elemanların varlığı erkek egemen toplumumuzda işsizliği körükleyen etkenlerden bir tanesi. Bunun haricinde mevsimlik olarak iş bulan ve sair zamanlarda boşta kalan insanların varlığı, şirketlerin yönetim zaaflarını minimize etmek için ast üst ilişkisini azaltma yönünde yönetici kadrolarında yaptıkları daraltmalar, üniversite sonrası ve askerlik sonrası iş bulabilmek için çaba gösteren ve uzunca süre iş bulamayan nitelikli işgücünün karşılaştığı sorunlar işsizliğin sebepleri arasında gösterebileceğimiz birkaç diğer etken. Olaya makroekonomik olarak bakmaya kalkarsak daha bir çok sebep ilave edebiliriz fakat kimseyi sıkmak istemiyorum.

Süpermarketleri sevmiyorum. Alışveriş merkezlerinden de hazzetmem. Televizyon reklamları da midemi bulandırıyor. Her biri kapitalizmin değişik rütbelerdeki askerleriymiş gibi geliyor bana ve teker teker hepsinden uyuz oluyorum. Fakat bunlara rağmen birisi kalkıp bana; işsizliğin nedenleri bu kadar fazla iken sadece süpermarketler yüzünden işsizlik var bunu fark etmek için de “iktisat uzmanı olmaya, bilmem hangi yüksek ekonomi okulundan mezun olmaya gerek yoktur” derse buna karşılık kahkahalarla güler, bilmediğin işlere fazla bulaşma diye de nasihat ederim

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz