Portre

portre

Geçenlerde elime geçen Portre kitabını çok eskiden okumuş olmama rağmen tekrar okudum. Şöyle bir gözatayım derken kitap beni sardı. İnsanın eskiden okuduğu kitapları bazen tekrar gözden geçirmesi gerekiyormuş demek ki. Onlu yaşlarda bu kitabın bende uyandırdığı duygu başkaydı. Kitabı sanki çok eski ve uzak bir hatıraymış gibi aldım elime. Hadiseleri hayal meyal hatırlıyorudum. Baştan sona kadar soluksuz okudum. Kitabın makbul olanı uykuya bile tercih edilenidir. Gecenin bir yarısı olmasına rağmen elinden bırakamadığın, sabahın çok erken bir saatinde bile seni yatağından kaldırabilen kitap güzel kitaptır.
Gogol’un Portre kitabı büyük bir roman değil. Uzunca bir hikaye. İki parçadan oluşuyor. Bir portrenin etrafında gelişen biraz olağanüstü-olağandışı hadiseler. Bunun yanında insanlara çıkarmaları gereken dersler de veriyor. Bir işin yanlış olduğunu bile bile yapmak sonucuna katlanmayı gerektirir diyor mesela. Hikayede yanlış bir iş yapan bir adam yıllarca kendisini dünyadan soyutlayarak, tövbe ederek, Tanrı’ya yalvararak yanlışını affettirmeye çalışıyor. Bir güzel ders ise insanın basit,gündelik kazançlar uğruna popüler kültürün öğesi olmaması gerektiğini vurguluyor. Buna ben kendimce şöyle bir örnek veriyorum. Bugünün televizyonları çok izlendikleri için ahlaksız film,dizi, programlara çok fazla yer veriyorlar. Kültürel değeri olan eserler vermeye kalksalar halbuki, belki yıllar sonra dahi kaliteleri ile anılacaklar. fakat ne yazık ki hepsinde edepsizlik diz boyu. Nerede çok para varsa oraya gidiyor insanoğlu.
Kitap çok güzel. Gogol şahane. Okumak gerek.
İyi tanımayanlar için Gogol

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

Paylaş
Paylaş
Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: