Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Ömrünü Nerede Tükettin?

Çay içmek için ketıl’ın düğmesine basıyorsun. KLİK. Ketıl ne değişik bir isim. Nereden geliyor acaba? Doğur yazılışını bile bilmiyorsun. Gâvur icadı bir şeytan işi olarak mı, modern zamanların şükür vesilelerinden biri olarak mı değerlendirmen gerekiyor? Yüzlerce yıl öncesine gittiğin zaman daha iyi algılayabiliyorsun aletin kıymetini. Sanki zamanın bir köşesinde binlerce yıl beklemiş gibi. Binlerce yıl insanoğlu tarafından bilinmemiş ve kullanılamamış on binlerce aletten sadece bir tanesi. Hepsi senin zamanını artırmak için var. Pandora’nın kutusu gibi bir kutunun içinde beklemiş ve günü gelince senin kullanman için, sadece senin kullanman için gün yüzüne çıkmış gibiler. Yemeğini ısıttığın fırın. Çamaşır ve bulaşık makinelerin, seyahat ettiğin araçlar. Bunların hepsi sadece senin hizmetine sunulmuş olan aletler. Yüz sene önce yaşayanların böyle lüksleri yoktu. Bin sene önce yaşayanların bu kadar çok zamanı yoktu.
Modern çağın insanlığımıza sunduğu en kıymetli değer zamandır aslında. Günlük hayatımızın meşgalelerinin; günümüzün içinde aldığı vakti azalttıkça azaltan bu aletlerin en temel işlevleri diğer faaliyetlerimiz için bize kazandırdıkları bu zamandır. Kahvaltı yapmak için kimsenin sabah ezanında uyanmasına gerek yok. On dakikada en mükellef kahvaltılar hazırlanabiliyor. Kimsenin ateş yakmayla uğraşmasına gerek yok. Su ısıtmak beş dakika sürüyor. Banyo yapmak için kazan kaynatmaya gerek yok. Musluklarımızdan akıyor zaten sıcak sular 24 saat. Bir yere gitmek için eşeğin sırtına binmeye gerek yok. Şahsi aracından toplu taşımaya kadar her türlü motorlu vasıtayı kullanabiliyorsun zaten. Eşeğin sırtında vakit geçirmek için türkü söylemene gerek yok. Kaseti teybe koyduğunda, tahammül sınırlarında değil de telezzüz sınırlarında dolaşıyorsun. İşinin ne olduğuna bağlı olarak çok değişik teknolojik aletlerden faydalanabiliyorsun. Tarlanı traktörle sürüyor, evrakını elektronik posta ile gönderiyorsun. Seninle aynı türden olan ve tek farkı senden birkaç yüz sene evvel doğmuş olmak olan insanlara oranla o kadar şanslısın ki. Anlamak için zaman makinesi ile o devirlere dönmen gerekir. Düşünerek anlayamazsın.
Vaktini nerede tükettin? Dünyadan göçtükten sonra sana sorulacak tüm soruların temelindeki bir soru. Zaman hazinesini nerelere harcadın. Seninle aynı ağza, buruna, organlara, yapıya sahip olan insanlara göre çok daha şanslı bir devirde doğmuştun. Bu şansı nasıl değerlendirdin? Dünyayı izlemek ve varlığının sebebini düşünmek için o kadar çok vaktin vardı ki. Varlığını anlamak ve sahibine şükretmek için o kadar çok zamanın vardı ki. Bu kadar uzun zamanı ne ile geçirdin?
Çay suyunu koyduğun aletten bir ses daha geliyor. KLİK. Su kaynamış. Beş dakika bile geçmemiş. Sen gündelik meşgalelerinle meşgulsün. Çay demlemek için uğraşmadın. Poşet çayını bardağının içine attın ve kaynar suyu üzerine boca ettin. Televizyonunun düğmesine bastın. Birkaç saat sürecek bir pasifliğin çukuruna attın düşünceni. Düşüncen televizyonun içinde eridi. Bulaşıkların, çamaşırların makinede. Sana düşen sadece kuruması için asmak. Tarlan sürüldü. Postaların saniyeler içinde gönderildi gidecekleri yere. Fabrikan çalışıyor, el değmeden. Ekmeğin el değmeden hazırlandı, sofrana geldi bile. Sofrandaki hiçbir nimet için emek vermedin. Arzu ettiğin her şey kolunun uzanma menzili içinde emrine hazır. Sen televizyonun başındasın ya da ömrünü nerede tükettin sorusuna cevap olarak vermeye utanacağın daha bir nice gereksiz faaliyetle zamanını öldürüyorsun. Zaman ölüyor. Günler aynı rutin içerisinde geçiyor. Çayından bir yudum alıyorsun. Televizyonda ilginç bir şov var. Televizyona dalıyor, sinek kovalar gibi kovalıyorsun aklına gelen düşünceleri.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın