Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Küresel Kriz ve Etkileri

Dünyanın yuvarlak olduğunu bilmemiş olsa idik bu küresel krizden etkilenmeyecektik. Ne yazık ki küresel bir dünyada yaşıyoruz ve bu kürede olan biten her şey bizi de etkiliyor. Şimdi de bu krizin etkilerini yaşamaya başladık ve önümüzdeki senenin sonuna kadar da daha da şiddetli bir şekilde yaşayacakmışız gibi görünüyor. Kriz neden çıktı, neden bizi buldu gibi sorularına cevap arıyoruz. Küresel kriz aslında bir kredi krizi. Dünya genelinde bankaların ya da kredi kuruluşlarının dağıtmış olduğu kredilerin miktarı son bir kaç yıl içinde bir kaç kat arttı. 2008 senesine vardığımızda dünya genelinde 30 trilyon dolar kadar para birilerinden birilerine borç olarak verilmişti.

Bankalar borç veren kuruluşların başında geliyor. Zaten bankaların işlevi de budur; faiz karşılığında para satmak. Ne kadar çok para satarsa, yani kredi verirse banka için o kadar iyi. Muhasebenin temel denklemi ekonomi için de geçerlidir diyebiliriz. Bir para bir yerden çıkıyorsa başka bir yere giriyordur. Bankadan çıkan para, tüketiciye kredi olarak gitti. Tüketici parayı istediği gibi kullandı fakat umduğu kazancı elde edemeyince aldığı krediyi geri ödeyemedi. Dolayısı ile kabak bankaların başına patladı. Birilerinin cebinden çıkıp birilerinin cebine giren bu para neticede finans sisteminin baş aktörü olan bankaların ve finans kuruluşlarının başlarını ağrıttı. Miktarlar çok büyük olunca ve zor duruma düşen finans şirketlerinin büyüklükleri muazzam olunca da dünyanın büyük bir kısmı bu hadiseden etkilendi.

Finans sistemindeki arızalar reel sektörü direk etkiler. Finansman bulmakta zorlanan firmalar özkaynaklarına dönmek zorunda kalırlar ve bu da çoğunlukla işlerin yavaşlaması ya da küçülme anlamına gelir. Bunun etkilerini önümüzdeki yıl göreceğiz. Firmalar işlerini yavaşlatıp küçülme yoluna gittikçe ülkelerin büyüme hızları da azalacaktır. Örneğin Türkiye her son bir kaç senedir açıkladığı büyüme miktarını önümüzdeki sene büyük ihtimal çok düşük veya negatif olarak açıklayacak.

Türkiye bu krizden etkilenecek. Türkiye’nin dış borcunun büyük kısmı kamu sektörünün değil de özel sektörün borcudur. Dolayısı ile bazı Türk şirketleri krizden çok fazla etkilenecek. Türk finans sektörü de krizden ders olarak kredileri kesmeyi çıkarınca firmalar özkaynakları borç ödemede yeterli olmayınca büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacaklar. Krize yakalandığımız nokta çok fazla cari açığımızın olduğu ve dış borcumuzun yüksek olduğu bir noktadır.

Olan bitenin neler getireceğini öngörmek kolay değil. Önümüzdeki dönemde başımıza gelecekleri tahmin yürüterek bulmaya çalışıyoruz. Reel sektör küçülmeye gideceği için işsizlik artacak. Büyüme duracak. Bazı şirketler iflas edecekler. Bankalar daha tedbirli olacaklar kredi verirken ve bu da özel sektörü olumsuz etkileyecek. Para bulmak herkes için zor olacak, bankalar da zorlananlar içinde olunca mevduat toplama yarışına girip faizleri arttıracaklar. Krizi atlatmak için ekonomiyi yönlendirenlerin çok iyi stratejiler hazırlaması gerekiyor. Bireylerin de daha tedbirli davranmaları, tasarrufa önem vermeleri, kredi kartları ve diğer krediler vasıtasıyla olmayan parayı harcamak yerine ceplerinde olanı harcamaları gerekir. Umarız bu kriz çok derin etkiler bırakmadan atlatılır.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın