Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Gördüm Şafakla Doğup Gurupla Ölüyorsunuz

Her ölüm bir anı yitimidir aslında. Her ölen muhayyilenizin derinliklerine iner, anılarınızın içerisinden kendisinin de bulaştığı bir kısmını seçer ve hepsinin üzerine buruk bir tat bırakarak toprağın altına çeker sizi de. Her ölüm sizin de bir parçanızın ölmesidir. Soğuk bir akşamüstü içine sığındığınız bir yerde yaşadığınız sıcak bir atmosfer hatıralarınızda ne kadar güzel bir yer tutuyorsa, ortamdaki bir ya da birkaç kişinin yeryüzünden varlıklarını çekmesi de o kadar acılaştırır anılarınızı. Her ölüm bir anı yitimidir.

Her ölüm bir suçluluk duygusudur aslında kalan için. Birlikte yaşanılmış olan dakikalar gelir oturur hatıraların orta yerine. Tatlıları düşünmeye çalışırız en başta. Ne güzeldi deriz birlikte geçirdiğimiz vakitler. Ağlarız hatırımıza geldikçe gülüştüklerimiz. Bir yandan da kendimizi suçlamadan edemeyiz. Bir kem sözümüz, bir kötü bakışımız bile saplanır kalbimize. Ölen ölmüş gitmiştir, giderken keşke bir gülümseyebilseydik arkasından deriz. Gülümsememiş olmamız oturur içimize. Sonra da suçu üzerimizden atmak için öleni suçlamaya başlarız. Bu kadar sigara içmeseydi, bu kadar sürat yapmasaydı, kendini hasta edecek kadar stres yapmasaydı her konuyu deriz. Belki bizden razı ayrılmadığının korkusu, belki de sıranın bizde değil onda olmasının suçluluğu ile suçlarız yitip gideni. Sonra da son günleri olduğunu bilse idik yapacaklarımızı sıralarız. Hayallerimizde yanında gider konuşuruz. Boynuna sarılır kendimizi hoş gösteririz. Suçluluk duygumuzu hayalle de olsa atmaya çalışırız üzerimizden. Her ölüm bir suçluluk duygusudur çünkü.

Her ölüm gülen bir fotoğraftır aslında. İyi hatırlamaya çalışırız her öleni. Gördüğümüz binlerce halinden bir tanesi dahi olsa gülümsüyor olduğunu hatırlarız hep. Gülümsüyor olarak yaşadığını, gülümseyerek öldüğünü hayal ederiz. Hüznü ve ölümü aynı anda giydiremeyiz ona. Kötü olan şey ölmekse, iyi olanı da mutlu olmak deriz. Ölüm bahsinde ümit nasıl ki insanlara mahsussa, gülen yüzlü resimlerle hatırlamak da insanlara mahsustur. Her ölüm gülen bir resim bırakır yitirilmişler albümümüze çünkü.

Her ölüm bir nasihattir aslında. Kendi kendimize nasihatlar ederiz. Herkesin gitme ihtimalinin olduğunu anlamışızdır. Alışveriş yaptığımız esnaftan, merhabamız olan arkadaşımıza kadar herkesi yitirme ihtimalimiz olduğunu düşünürüz de kem söz söylemekten, suratımızı asmaktan sakınırız. Sonra da bizim de bir gün aynı yere gideceğimizi düşünür kendimizi de sakınırız buruk vedalardan. Hazırlık yaparız. Her ölüm bir nasihattır çünkü.

Her ölüm bir işkencedir aslında. Bir insan kanıyla, canıyla yanımızdayken bir de bakarız ki su buharı gibi kaybolup gitmiş bilinmezliklerin içinde. Bilmediğimiz bir hayatın sonunda bilmediğimiz bir yere doğru yol alanlar kervanının ardına takılmış. Belki önce biz, belki bizden önce birçok sevdiğimizin bu kervana katılıp gideceğini düşünürüz. Kendimize yakıştırırız da bu gitmeyi, sevdiklerimizi düşününce işkence olmaya başlar düşünceler. Bir ölüm binlerce istenmeyen düşünceyi de beraberinde getirmiştir zihnimize. Geceler boyu aklımızdan çıkmaz giden. Her hali, her tavrı, yaşadığımız her ortak anı çarptıkça çarpar kıyıdaki bir evi aşındıran deniz dalgaları gibi. Her ölüm bitmez tükenmez bir işkencedir çünkü.

Her ölüm her şeyi kabullenmiş bir mücadelenin ümididir aslında. Hayatlarımızda bıraktığı buruk tadı silmek için, doğumların peşinden gideriz. Yeni doğumlar, yeni insanlar, yeni anılar isteriz Rabbimizden, gidenlerin yerini doldursunlar diye. Evlatlar, torunlar, kardeşler, yeğenler bekleriz ki mevsim binlerce yıllık döngünün aslına uygun olarak hazandan bahara dönsün yeniden. Yitirilenlerin hiyerarşideki yerleri daha gerilere düşsün, anıları burukluktan çıksın ve dua ederiz ki yıllar geçtikçe acıdan tatlıya dönsünler. Ölümün karşısında dururuz hatıralarımız ve bırakacağımız hatıralarla. Sonra da bizim vaktimiz geldiğinde de biz de gidenler gibi hoş birer sada olmuş olalım deriz, şu kubbede kalan; baki

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın