Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Ayağını Uzatıp Yatma Fonu

Dört çiçek, dört yeni evin kapısının önüne yerleşmiş. Birileri çiçeklere bakıyor. Birileri koparmasın diye gayretkeş bir çaba içerisindeler. Gizli kameralar mı taksak, etrafına elektrikli ve dikenli teller mi çeksek diye istişare ediyorlar. Bilmiyorlar ki çiçekler koparılıyorsa eğer dışarıda olmalarının bir anlamı da yok. Çiçekleri koparan bir topluluğun insanları çiçekli bahçeleri olan sokaklardan geçmeyi haketmiyorlar ki. Onların hakkı çöp kokuları olan sokaklardan geçmek. Çöp kokusunu içine çekmek. Çünkü orada çiçek olsa koparacaklar. Dört evin önüne de beton dökülüyor sonrasında. Çiçekler sökülüyor. Başkalarının söktüğünü görüp üzülmek istemeyen ev sahipleri kendi elcağızlarıyla söküyorlar çiçekleri.
Bir kadın, yaşlı mı yaşlı, bir çuvalı sırtlamış gidiyor. Yaşlı insanların iş yapıyor olmaları ne kötü. Emeklilik fonlarının yanında yaşlılık fonları da olmalı. Yaşlı insanlar sırf o yaşa geldikleri için (emek verdikleri için değil, hatta emek vermemiş olsalar bile) bu fondan yararlanmalı. Fonun ismi ayağını uzatıp yatma fonu (AUYF) olmalı. İhtiyarlar ayaklarını uzatıp yatmalılar. Kemiklerini dinlendirmeli, geride bıraktıkları yarımdan fazla yüzyılın hikayelerini birbirlerine anlatmalılar; abartıya kaçarak. En doğal yaşlı hakkı abartma hakkıdır. Bütün ihtiyarlar, bütün geçmiş hikayelerini abartarak anlatabilmeliler. Bire bin katmalı, izleyicisi oldukları tüm hadiselerin kahramanı olmalılar. Kimse de yüzlerine vurmamalı bu abartışları. Hayret edermişçesine bir yüz ifadesiyle dinlemeliler. Ama her şeyden önce yaşlılar iş yapmaktan bir an önce kurtarılmalı. Çuval taşıyan ihtiyar kadın çuvalını bir tarafa atmalı. Bir genç onun yerine o çuvalı oradan alıp gideceği yere kadar götürmeli. Sonra da teyzenin elini öpmeli ve akabinde berhüdar olmalı. Evlat olmalı. Çağa olmalı.
Yaşlılarına kıymet vermeyen toplumların da tıpkı çiçekleri koparan toplumlar gibi ceza görmeleri lazım. Nasıl ki çiçekleri koparan toplumlar çiçeksizlikle cezalandırılıyorlarsa, yaşlılarına kıymet vermeyen toplumlar da tecrübesizlikle cezalandırılmalı. Atasözleri olmamalı örneğin. Her olayı yeni baştan yaşamalılar. Kimse onlara “Dikkatli ol, o öyle olmaz, böyle olur” dememeli. Onlar da bindikleri dalı kesip düşmeli, samanı saklamadıkları için zamanı gelince samansız kalmalı, ağacı yaş iken eğmeyip sertleştince ne yapacağını şaşırmalı. Yaşlılarına kıymet vermeyen toplumlar zaten ceza görüyorlar aslında. Hepsinin patlıcanlarını kırağı çalıyor, büyük lokma yemeyip büyük laflar ediyorlar, canları boğazlarından gidiyor. Çiçekleri koparan toplumların başlarına gelenin aynısı zaten.
Toplumların kusurları keşke böyle basit olsa. Dünya üzerinde yaşayan tüm toplulukların sadece birer adet kusurları olsa. Birisi çiçek koparan toplumken bir diğeri yalancı bir toplum olsa, bir diğeri dedikoducu olsa. Böylelikle herbirinin tek suçu ve tek cezası olur. Onlarca kötü huyları oluyor ama toplumların, ne feci. Hem yalancı, hem sahtekar, hem çiçek koparan, hem yaşlı hakkı gözetmeyen ve bunların dışında yüzlerce hem içeren toplulukları var dünyanın. Nurtopu gibi. Sonra da ceza üstüne ceza yağıyor. Sonra da niye ceza yağıyor diye şaşırıyor insanlar.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın