Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Müthiş Şeyler Dükkanı

seyler

Yine müthiş şeyler yapacakken insanlar tarafından durduruluyorum. Kafalarını kopara kopara karıncaların arasına dalmışken birisi gelip haşere ilacıyla her birini etkisiz hale getiriyor. Ben de yaratıcı düşünce düşmanlarına düşman kesilip bir kenarda oturuyorum. Küstüm işte ama fark edenim yok. Belki de bir karınca olup karıncaları karınca olmayan ve haşere ilacı üretenlere karşı örgütlemeliydim. Belki de bir senemi üçyüzatmışbeş tür arasında pay edip tüm dünya türlerinin örgütlenmesi adına çalışmalarda bulunmalıyım. Kominist miyim neyim. Birinci günümü karıncaların arasına karışarak geçirmeliyim. Haşere ilacı üreticilerinin binalarına baskınlar düzenleyip hepsini havaya uçurmalıyız. Tüm dünya karıncaları birleşin. Atlı karıncadan kanatlı karıncaya, kırmızı karıncadan karınca kararıncaya kadar bütün karıncalar bir arada olmalılar. Karınca cumhuriyetleri kurulmalı ve her birinin temsilcilerinden oluşan bir karınca meclisi kurulmalı. Karınca anayasaları yazılmalı. Karınca duaları okunmalı. Karıncalık artık insanı yer altına iten, utanç verici bir şey olmaktan çıkmalı. Karıncalar göğüslerini gere gere gezebilmeliler artık.
Karıncaları örgütlerken çektiğim resimleri de müthiş şeyler dükkanımın duvarlarına asmalıyım. Yaşladındığım zaman etrafına çocuklar birikmeli, o günleri hasretle yad ede ede anlatmalıyım. Şeker uğruna mı dinleniyorum, anılarımın ilginçliğinden mi bilmemeliyim. Hatta Güliver’in gezilerini anlatması ve inandırıcı olmaması gibi inandırıcı da olmamalıyım. Müthiş şeyler dükkanım bu yüzden müthiş olduğuna sadece benim inandığım eşyalarla dolmuş olur.
Karıncalardan vazgeçtim. Köpeklerle kedilerle de uğraşamam. Zaman makinası yapmak isterim ama. Binli yılların Anadolu’suna dönebilmek için. Kılıçarslandan yüz yıl sonra Dinçarslan adlı efsanevi bir savaşçı olarak yeşil sahalarda kendime yer bulmalıyım. Büyük mancınıkların mucidi de olabilirsem tarihe altın harflerle yazılır o zaman adım. Büyük kocaman mancınıklarla, büyük kocaman taşlar fırlatırım Moğol ordularının üzerine. Hatta katrana buladığım taşlar bir de ateşli oklarla yanar düşman ordusunun orta yerinde. Kargaşa ve kaosun hakim olduğu savaş meydanına kendi icadım olan ucu bıçaklı, zincirli topuzumla dalarım. Zincirli topuz deyip geçme ey müslüman. Vakti zamanında kolayına kaçıp kılıcı icat edeceklerine zincirli topuzu icat etselerdi atalarımız dünyanın şekli şimdi bambaşka olurdu. Geoid değil belki de elips. Üstten basık alttan şişik. Anadoluya Moğollar giremeyince mecbur Avrupa’ya girerlerdi. Böylelikle Alman, İngiliz, Fransız, İspanyol, Flemen milletlerinin hepsi yok olurdu. Bilhassa bu İngilizlerin dünya üzerine olmayışı dünya tarihini epeyi rahatlatırdı. Düşünsenize İngilizler yok. Yakın tarih ansiklopedileri bir iki fasikülden oluşurdu o zaman. Dünya savaşları bile olmazdı. Hele ki Almanlar yokken. Ekmek elden su gölden yaşayıp giderdi insan evladı. Sonra da ben Müthiş şeyler dükkanımı Roma’da açardım. “Nerelisin gurban” “Romalıyım abi, içinden”. Duvarlarına da birşeyler asmazdım. Yeterince müthiş hayallerle dolduruyorum zaten her mekanı. Gören göze görünür görmeyene görünmez.
Müthiş şeyler yapacakken kollarımdan tutuyor beni insanlar. Bir dakikalığına beni rahat bıraksanız. Bir dakika daha rahat bırakın ne olursunuz. Daha yapacak o kadar çok müthiş şey var ki. Yetişkinler müthiş şeylerden pek fazla anlamıyorlar. Küçük bebekler de anlamıyorlar ama 4-6 yaş arası çocuklarda müthiş bir sezgi kapasitesi görüyorum enteresanlıkları anlamak için. Bunları okullar bozuyor. Bozmasa idi daha müthiş bir dünya oluşturabilirlerdi. Bu yüzdendir ki yepyeni okullar açmak lazım. Var olan okulların hepsini kapatmalı. Taptaze dimağları hayalle beslemeli önce. Hece kitapları, çarpım tabloları, sayı boncukları, abaküsler. Bunların üretimi ve kullanımı yasaklanmalı ve şiddetli cezalar uygulanmalı kullananlara. Çocuklara hayal kurmayı öğretmeli. Hayaller olmasa neye yarar ki hayat?

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın