Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Kuran’ı Kerim

kuranBir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri; Raflarda toza batmış peygamberlerden bildiri.

İslam dininin temel kitabı Kur’an-ı Kerim esasında insanlar okusunlar ve hayatlarını ona göre yaşasınlar diye inmiş olan bir kitap değil. İncelenme konusu olması abesle iştigal olur. Kuran’ı okumak ve anlamak her babayiğidin harcı değildir. Bu işi din bilimcilerine, ilahiyatçılara bırakmak lazım gelir. Onlar okusunlar, anlasınlar, isterlerse anlamasınlar, bize bir şeyler aktarsınlar ya da aktarmasınlar. Bu bizi ilgilendiren bir mevzu değil. Ola ki bir yerde bir iki tane ayet duyarsak, birisi de hasbelkader bize açıklamasını yaparsa bu bize yeter de artar bile. Açıklamalar işimize gelmiyorsa açıklayanların kabahatidir zaten, direk reddederiz.

Bizim Hıristiyanlardan ne eksiğimiz, ne farkımız var psikolojisiyle sürdürdüğümüz yılların ve eksiğimizin olmaması için yaptığımız çalışmaların neticesinde Hıristiyanlardan hiç farkı olmayan bir toplum haline geldik. Dinde reform yanlılarımız oldu, bizim de kendi içimizde Protestanlarımız, Ortodokslarımız oldu. Bizim dinimiz de haftada bir mini ayini olan ve çoğunun katılmadığı, arada bir dini yortuları olan ve tatil olarak değerlendirilen, minik objeleri olan ve saygıyla korunan bir din haline geldi. Çağdaş batı medeniyetlerinin din anlayışlarını biz de aynen hayatlarımıza uyguladık, onlarınkinden farkı olmayan bir dine sahip olduk. Kutsal kitabımızın adı kutsal kitap oldu. Dinimizin peygamberinin adı asker arkadaşımızın adı gibi ulu orta söylenen, saygı gösterilmeyen bir ad oldu. Dinimizin minik objeleri oldu, boyna asılan haçlardan özenti boyna asılan Allah kolyelerimiz oldu. Okumadığımız kitabın anlattığı dini kafamızdan uydurduğumuz felsefelerle kendimize uydurduk. Kendi kendimize dinler icat ettik, putlar bulduk ve tapındık. Bu dini bu hale biz getirdik.

Yol göstericimiz olması gereken kitabımız evlerimizin en müstesna köşesine asla okunmamak üzere bırakıldı. İçinde ne olduğunu merak etmedik. Bir tane Fatiha süresi, iki tane de zammı süre ezberledik. Ne anlama geldiğini de bilmedik çoğu zaman, bunlarla idare ettik. Hayatımızın özünü oluşturması gereken ayetleri hayatımızın yanına bile yaklaştırmadık. Dünyanın meşgalelerinin arasında bunlara vaktimizin kalmadığından yakındık. O ayetleri cenazelerde okunması için var zannettik. Ölülere ne faydası dokunacak, bu kitap dirilere indi demedik. O ayetleri sadece imamlar okusun dedik. İmam olmayana lazım olmayacak zannettik. O ayetleri okuyanlara gülümseyerek baktık. Yer yer dalga geçtik. Yer yer yerin dibine soktuk. Çok şeyi dinimizden üstün tuttuğumuz için bizim gibi olmayanları kınadık. Nefisperest oluşumuzun ayıbını bizim gibi olmayanları ayıplayarak örtmeye çalıştık. Bu ayetleri yerin dibine biz soktuk.

Amerikan askerleri Irak’ta silah talimi yaparken Kuran’ı Kerim’imizi hedef tahtası yaparak kurşunladılar. Kimsenin zoruna gidecek bir davranış değil bu. Asla ve asla kınamıyoruz bu yapılan hareketi. Az bile yapmışlar. Keşke parçalara ayırıp üzerinde zıplasalardı; pisliğe, lağıma bulaştırsalardı. Yine de bizim ağırımıza gitmeyecekti. Neden gitsin ki, en büyük ayıpları biz yaptıktan, en fazla kurşunu biz sıktıktan sonra o kitaba; elalemin kurşunu niye zorumuza gitsin ki. Okumayan, anlamayan, anlamaya çalışmayan, hayatına uygulamayan, uygulanmasından kaçan, uygulayandan kaçan, uygulamaya çalışanla alay eden, raflarda toza batmaya terk eden biz değil miyiz. En fazla kurşunu biz sıkmadık mı? En fazla yarayı biz açmadık mı bu dine. O kitap dile gelse, ya da dile geldiğinde, demeyecek mi beni en fazla Müslüman’ım diyenler yaraladı diye.

Bu kitabı bu hale biz getirdik. Biz okumadık diye elalemin hedef tahtası oldu. Biz okumadıkça daha çok yerlerde sürünecek. Biz hayatımızı Kuran’a göre değil de başkalarının bize dikte ettirdiklerine göre yaşamaya devam ettiğimiz sürece bütün mukaddesatımız, bütün değerlerimiz elalemin ayaklarının altında paspas olacak. İnmemiştir bu Kuran bunu hakkıyla bilin, Ne mezarlarda okunmak ne de fal bakmak için

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın