Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Mücadele

mucadeleMücadele kelimesinin kökenini düşündüğümüz zaman cedelleşmek çağrışıyor kafamızda. Bir şeylerle cedelleşmek, bir şeylerle kavga etmek. Sözlüklere baktığımız zaman da farklı bir izahat bulmuyoruz. Bir kuvvete karşı koyabilmek için sürekli çaba göstermek, savaşmak anlamına geliyor mücadele.

Hayat ilerledikçe insanların hayat hakkında kurdukları cümlelerin sayıları da arttıkça artıyor. Bir sevgiden bahsediliyor hep. En temele sevginin yerleştirilmesi gerekliliğinin gerçeğinden. Hayat diye başlayan milyonlarca cümle oluyor sonra da, sevgi diye devam ediyorlar. En temele sevgi yerleştirmek kelimelerle çokça ifade ediliyor olsa da sahaya inildiğinde hep bir seçimle karşılaşılıyor. Matematikteki binom açılımı gibi. Binom piramidinin en tepesine sevgiyi yerleştirmek ya da yerleştirmemek büyük bir ikilem oluyor. Esasta yapılması gereken şey budur: Piramidin tepesine sevgiyi yerleştirmek, yaradılışın sırrını sevgide aramak. Her kavram, her olgu, her duygu, her fikir bir şekilde sevgi ile ilişkilendirilebilir. Hayatın temelinde olan sevgi aslında onlarca tuğla tarafından o piramidin en üstüne konmuştur ve bir tuğlanın eksik olması sevginin yerinin sağlamlığını sarsar. Bir kaç tuğladaki eksiklik sevgiyi alaşağı edebilir.

Sevgiyi o mümtaz yerde tutan tuğlalardan birisi de mücadeledir. Mücadelenin de kendine özgü kuralları vardır. Hayatımızın ilk günleri ekmek elden su gölden geçer. Anne babalarımız kundakların içinde besler bizi. Hiç bir şey yapmamıza gerek kalmaz. Günü geldiğinde yürümemiz, günü geldiğinde konuşmamız beklenir ama. Ayağa kalkmak için mücadele, konuşmak için mücadele, ekmek kazanmak için mücadele. Mücadeleye ilk başladığımız günden itibaren kesintiye uğratmaksızın kavga etmeye devam ederiz. Biri bitmeden bir diğeri anında başlayıverir. Çaresiz savaşmaya devam ederiz biz de. Bilgisayar oyunlarındaki hileler gibi hileler yapabiliriz aslında. Para kazanmak için dolandırıcılık yapmak kolaydır mesela. Ortalamanın üzerinde zekâya sahip olan bir insan kolayca daha alt zekâ grubundan insanları kandırarak hayat piramidindeki mücadele tuğlasının yerini çok güzel sağlamlaştırabilir. Fakat yine matematikle ifade etmek gerekirse bir değişkende yaptığımız oynama formülü bozup sonucu etkilemesin diye mecburen diğer değişkenlerde de bir ayarlama yapmak zorunda kalırız. Mücadele tuğlasını kolay yoldan elde ederken dürüstlük tuğlasını kırıp parçalamış oluruz. Özsaygı, insanlara saygı, doğruluk ve birçok erdemin adının yazdığı tuğlalar böylelikle parçalanmış olur ve o yüksek yere yerleştirdiğimiz sevgi yıkılır gider.

İnsan yalana çok aç bir varlık. En fazla yalan söyleyenlere kıymet verir ve kendisine doğrulardan söz edenleri pek de umursamaz. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur misali, eğer ki bir insana bir şeyler vaat ediyorsanız, vaatte bulunduğunuz şeylerin gerçekleşip gerçekleşmeyecek olması önemli değildir. Tüm insanlar bu numarayı yerler. Yalanlarla herkese istediğinizi yaptırabilirsiniz. Bu çok kolay olur. Mücadelenizi kazanmanız için muazzam büyük bir yardımcıdır vaat etmek. Sonrasında yalanlarınız açığa çıksa bile çok rahat örtbas edebilirsiniz yalanlarınızı çünkü insanın yalan duyma arzusundan sonraki ikinci hastalığı unutmaktır. İnsan nisyan ile maluldür. Buyurun size hayatı kolayından yaşamanız için iki adet silah. Mücadelenizdeki rakiplerinizin zırhlarındaki iki adet delik.

İnsanları rakip olarak görmeden ve size karşı yaptıkları yanlışları doğru olarak çözmek istiyorsanız bu şekilde sevgi piramidinizin basamaklarına zarar vermemiş olursunuz. Doğruluktan taviz vermezsiniz. Hak bildiğiniz yolda asil beygir yürüyüşüyle vakur bir şekilde ilerlersiniz. Onlara katışıksız sevginizi sunarsınız. Yalancının, sahtekârın, sorumsuzun daha kıymetli olduğu bir toplumda kıymet görmeme pahasına doğru, dürüst ve sorumluluk sahibi olursunuz. Doğrulardan hoşlanmayan insanlar sizi her zaman kötüler ve manevi varlığınızdan kayıp verdirtir. Bu durumda da bir adet yol ayrımı ile karşılaşırsınız. Mücadele birkaç cephede devam ettiği için kendinizi yıpratmamak adına mücadelelerin bazısından vazgeçip geçmeme ikilemi ile karşılaşırsınız. Korkaklık ayıplanacak bir hadise değildir. Bazı insan cesur olur bazısı korkak olur. Siz cesaret gerektiren konularla gerektirmeyen konular arasında bir ayrım yaparak cesaret gerektiren mücadelelerden vazgeçebilirsiniz. Adınız korkak da olsa kafanız rahat olur. Karşınıza alacağınız insanları iyi seçersiniz.

Seçim yapmak mücadelenizi rahatlatmanız adına iyi bir şey olsa da geleceğinizde her zaman kafanızda “acaba” sorusuyla yaşamak zorunda da kalabilirsiniz. Hayat kocaman bir “acaba” sorusuyla da geçebilir. Bu konuda basit bir mücadele verip kenara çekileceğime, daha kritik olan diğer konuda kavi bir mücadele verse mi idim dersiniz sürekli.

Doğru söze söylenecek bir sözümüz yok. Ne zaman ki dut ağacının tepesine çıkıp; kolumuzun, bacağımızın sıyrılıp kanamasına aldırmadan, sağlığa uygunluk koşullarını düşünmeden, üstümüze başımıza karadutun o çıkmaz lekesini süre süre dut yedi isek bu bizim damağımızda bir tat olarak kalmıştır da unutulmamıştır. Dut pazara düştükten sonra alıp üçer beşer yediğimiz dutların tadını almamışızdır.

Ne zaman ki mücadelesini verip de bir nimete kavuştuysak onun kıymetini iyi bilmişizdir. Alnımızın teriyle kazandığımız paranın harcanması zor gelmiştir. Emek verip oluşturduğumuz her şey, bakıp büyüttüğümüz çiçek, uğruna mücadele ettiğimiz her şey bize her zaman kıymetli gelmiştir. Mücadele etmeden hazineler kazansak da onun ömrü olmayacaktır. Sayısal loto milyonerlerinin hep paralarını çarçur ettiklerini gazetelerden okuduk yıllarca. Biz bunu o para için mücadele verilmediğine verdik hep.

Hayatınızda en önemli şeyin sevgi olduğunu iddia ediyorsanız eğer, unutmayın ki sevginizi korumanız için yapmanız gereken onlarca şey vardır. Hayatınızın en önemli olgusunu korumanız için sahip olmanız gereken çok fazla erdem vardır. Vermeniz gereken büyük mücadeleler vardır. Bu mücadeleler esnasında erdemlerinizden taviz vermemeniz birinci kuraldır. Mücadeleyi sürdürürkenki azminiz sizin akıbetinizin de göstergesi olacaktır. Aşkla savaşıyorsanız onu elde edersiniz. Aşkla savaşıp elde ettiğiniz sevgi de sonsuza kadar sizin yanı başınızda olacak olan sevgidir. Eğer mücadele sizin için kolayına kaçılabilecek bir şeyse, sevgiden daha önemli erdemleriniz varsa, savaşmadan bir şeyleri elde etmek istiyorsanız üzgünüz ama yanlış yoldasınız

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın